1 puan yazan GN⁺ 2024-05-06 | 1 yorum | WhatsApp'ta paylaş
  • Bertrand Russell, sanayi toplumunun çalışmayı erdem sayan inanca bağlı kalarak aynı anda hem aşırı çalışmayı hem de işsizliği ürettiğini, mutluluk ve refahın ise çalışma saatleri sistemli biçimde azaltıldığında mümkün olacağını savunur
  • Modern teknoloji, yaşamın temel ihtiyaçlarını üretmek için gereken emeği büyük ölçüde azalttığı için, bir kesimin aşırı çalışması ve başka bir kesimin işsiz kalması yerine işi günde 4 saat çalışma ile paylaşmak daha akılcıdır
  • Savaş zamanı üretim örgütlenmesi ve toplu iğne üretimi benzetmesi, aynı üretim miktarının daha az zamanda sağlanabileceği hâlde toplumun çalışma süresini kısaltmak yerine iflası ve işsizliği seçmesindeki çelişkiyi gösterir
  • Boş zaman tembellik değil; eğitim, sanat, bilim, etkin hazlar ve yurttaşça düşünmeyi mümkün kılar, geçmişte yalnızca küçük bir aylak sınıfın üstlendiği uygarlık işlevlerini daha geniş biçimde paylaştırabilir
  • Aşırı çalışma yerine boş zaman ve güvence genelleştiğinde insanlar daha az yorgun, daha az kuşkucu ve daha yumuşak huylu olur; modern üretim biçimi ise şimdiden herkese rahatlık ve güvenlik sağlayabilecek imkânı yaratmıştır

Çalışma erdemine itiraz

  • Russell, çocukken “boş duran el şeytanın oyuncağıdır” öğüdüne inandığını, ancak sonradan çalışmanın kendisini erdem sayan düşüncenin modern dünyaya büyük zarar verdiği sonucuna vardığını söyler
  • Modern sanayi ülkelerinin ihtiyaç duyduğu şey, insanlara daha çok çalışmalarını vaaz etmek değil, çalışmayı azaltıp aylaklığa sistemli biçimde izin veren bir düzendir
  • Geçimini zaten sağlayabilen birinin öğretmenlik ya da daktiloculuk gibi işler yapmasının başka birinin ekmeğini elinden alacağı yönündeki itiraza da katılmaz
    • İnsan kazandığı parayı harcadığında, tüketim yoluyla başkalarına iş yaratır
    • Bu bakış açısından asıl sorunlu kişi, parasını harcamayıp yalnızca biriktiren kişidir

Tasarruf, yatırım ve devlet harcamalarına eleştiri

  • Tasarrufun devlete borç verilmesi, o dönemde uygar ülkelerin çoğunda devlet harcamalarının geçmiş savaşların maliyeti ile gelecekteki savaş hazırlıklarına gitmesi nedeniyle silahlı gücün artırılmasına yol açar
  • Sanayi yatırımı da her zaman yararlı değildir
    • Başarılı olup faydalı şeyler üretiyorsa bu kabul edilebilir
    • Başarısız girişimler ise insan emeğinin kimsenin keyfini süremeyeceği makine ve tesislere harcanmasına neden olabilir
  • İflas eden yatırımcının talihsiz bir mağdur sayılırken, arkadaşlarına parti verip parasını harcayan kişinin hafifmeşrep bir savurgan olarak küçümsenmesini toplumsal bir çifte standart olarak eleştirir

İki tür çalışma ve egemen sınıf

  • Russell çalışmayı iki türe ayırır
    • Birincisi, yeryüzüne yakın maddelerin yerini değiştirme işidir; tatsızdır ve düşük ücretlidir
    • İkincisi, başkalarına bunu yapmalarını söyleme işidir; keyiflidir ve yüksek ücretlidir
  • İkinci tür çalışma yalnızca emir vermeyi değil, hangi emirlerin verilmesi gerektiği konusunda öğüt vermeyi de kapsar; üstelik birbiriyle çelişen öğütlerin aynı anda verildiği bu duruma siyaset denir
  • Avrupa’da, toprağın mülkiyeti sayesinde başkalarını var olma ve çalışma hakkı için bedel ödemeye zorlayan bir toprak sahibi sınıf vardı
    • Bu sınıfın boşluğu başkalarının emeği sayesinde mümkündü
    • Russell, bu toprak sahiplerinin aylaklığını övmez

Sanayi Devrimi öncesi etik ve modern teknoloji

  • Sanayi Devrimi öncesinde bir kişi çok çalışsa bile ancak kendisi ve ailesinin yaşayabilmesi için gerekenden biraz fazlasını üretebiliyordu; bu artığa çoğunlukla rahipler ve savaşçılar el koyuyordu
  • Bu düzen uzun süre sürdü ve çalışmayı arzu edilir sayan düşünce üzerinde derin izler bıraktı
    • Rusya’da 1917’ye kadar sürdü
    • İngiltere’de Sanayi Devrimi’nden sonra da Napolyon Savaşları boyunca ve sonrasında önemli bir süre gücünü korudu
    • Amerika’da devrimle sona erdi, ancak Güney’de İç Savaş’a kadar sürdü
  • Modern teknoloji, boş zamanı küçük bir ayrıcalıklı sınıfın tekeline ait bir şey olmaktan çıkarıp tüm topluluğa dengeli biçimde dağıtılabilecek bir hak hâline getirebilir
  • Russell, çalışma ahlakını köle ahlakı olarak adlandırır ve modern dünyanın köleliğe ihtiyacı olmadığını söyler

Savaşın ve üretim örgütlenmesinin gösterdiği imkân

  • I. Dünya Savaşı sırasında çok sayıda insan orduya, savaş malzemesi üretimine, istihbarata, savaş propagandasına ve savaşla ilgili devlet işlerine kaydırılmış olsa da, Müttefik ülkelerde ücretli çalışanların maddi refahının savaş öncesi ve sonrasına göre daha yüksek olduğunu düşünür
  • Borçlanma nedeniyle geleceğin bugünü besliyor gibi göründüğünü, ancak henüz var olmayan ekmeğin yenemeyeceğini, dolayısıyla bunun gerçek bir açıklama olamayacağını belirtir
  • Savaş, bilimsel üretim örgütlenmesi sayesinde modern nüfusun toplam çalışma kapasitesinin yalnızca küçük bir kısmıyla bile hatırı sayılır bir rahatlığı sürdürebileceğini göstermiştir
  • Savaştan sonra bu üretim örgütlenmesi korunup çalışma süresi 4 saate indirilmeliydi, ancak toplum eski karmaşaya geri dönmüştür
    • Gerekli işçilerin uzun saatler çalışması sürer
    • Geri kalanlar işsiz bırakılıp açlığa itilir
    • Ücretin üretime değil, çalışkanlık denilen erdeme orantılı olması gerektiği yönündeki ahlak hüküm sürer

Toplu iğne üretimi benzetmesi ve işsizliğin çelişkisi

  • Toplu iğnelerin günde 8 saat çalışılarak dünyanın ihtiyaç duyduğu kadar üretildiği bir durumda, bir icat sayesinde aynı sayıda insanın iki katını üretebildiği varsayılsın
  • Akılcı bir dünyada herkes 4 saat çalışır ve öncekiyle aynı miktarda üretim yapılır
  • Gerçek dünyada ise 8 saatlik çalışma sürer, toplu iğne fazlası oluşur, bazı işverenler iflas eder ve işçilerin yarısı işsiz kalır
  • Toplam boş zaman aynı kalsa da bir taraf tamamen işsiz, diğer taraf ise aşırı çalışır durumda olduğundan, boş zaman mutluluğun değil mutsuzluğun kaynağı hâline gelir

Yoksulların boş zamanına duyulan tepki

  • Varlıklı kesimler, yoksulların boş zamana sahip olması düşüncesinden uzun süre rahatsız olmuştur
    1. yüzyıl başlarında İngiltere’de erkeklerin olağan işgünü 15 saatti ve çocukların 12 saat çalışması da yaygındı
  • Çalışma saatlerinin fazla uzun olduğu yönündeki önerilere, işin yetişkinleri içkiden, çocukları da oyundan uzak tuttuğu gibi tepkiler verilirdi
  • Russell’ın çocukluğunda şehir işçileri oy hakkını kazandıktan sonra resmî tatiller ortaya çıkmış ve üst sınıflar buna öfkelenmişti

Asgari çalışma ve günde 4 saat önerisi

  • Herkes yaşarken insan emeğinin ürünlerini tükettiği için, ürettiğinden fazlasını tüketmenin adil olmadığını düşünür
  • Bu nedenle, geçim ve barınma karşılığında bir şey sunmayı gerektiren asgari bir çalışma yükümlülüğünü kabul eder
  • Ancak bunun ötesinde ücretli çalışanların ya aşırı çalışması ya da aç bırakılması gerektiği fikrinin zararlı olduğunu savunur
  • Sıradan ücretli çalışanların günde 4 saat çalışması durumunda, uygun ve ölçülü bir örgütlenme varsa herkes için yeterli üretim olacağını ve işsizliğin ortadan kalkacağını ileri sürer

Rusya ve çalışma tapınması

  • O dönem Rusya’daki yeni inancın Batı geleneğinden birçok açıdan farklı olduğunu, ama emeğin yüceliği konusundaki tavrın egemen sınıfların “dürüst yoksullara” uzun süredir verdiği vaazlarla neredeyse aynı olduğunu düşünür
  • Çalışkanlık, ölçülülük, uzak geleceğin yararı için uzun saatler çalışma ve otoriteye boyun eğme yeniden ortaya çıkar
  • Rusya’da beden emeğinin üstünlüğüne ilişkin öğretinin ciddiye alındığını, bu yüzden beden işçilerinin herkesten çok saygı gördüğünü söyler
  • Doğal kaynakların bol ve kalkınmanın gerekli olduğu mevcut aşamada ağır emek gerekebilir ve büyük ödüller getirebilir
  • Herkesin uzun saatler çalışmadan da rahat yaşayabileceği aşamaya gelindiğinde, tartışma çalışma saatlerinin azaltılıp azaltılmayacağı ya da gelecekteki üretkenlik uğruna bugünkü boş zamandan fedakârlığın sürdürülüp sürdürülmeyeceği olacaktır

Boş zaman ve uygarlık

  • Russell’a göre maddeleri yerinden oynatma işi, hayatta kalmak için bir ölçüde gereklidir ama insan yaşamının amacı değildir
  • Gerçek işçiler, çalışmayı en yüce görev olarak sevdiklerinden değil, geçim aracı olarak gördüklerinden çalışır; mutluluk ise çoğunlukla boş zamanlarında bulunur
  • İnsanların günde yalnızca 4 saat çalışmaları hâlinde kalan zamanı dolduramayacakları yönündeki itiraz, modern uygarlığın bir kusurunu ortaya koyar
  • Verimlilik tapınması, oyun oynama ve hafif hazlardan keyif alma yetisini bastırmış; modern insanı her şeyi yalnızca başka amaçlara hizmet eden bir araç olarak görmeye itmiştir
  • Toplum para kazanmayı iyi, para harcamayı kötü sayar; oysa üretimin toplumsal amacı, ürünlerin tüketiciye verdiği hazdır

Eğitim, etkin hazlar ve yaratıcı faaliyet

  • Günde 4 saat çalışma, kalan zamanın tümünün hafifmeşrep işlere ayrılması demek değildir
  • Böyle bir toplumda eğitim bugünkünden daha ileri gitmeli ve amaçlarından biri de insanların boş zamanı zihinsel olarak kullanabilecek zevkler geliştirmesi olmalıdır
  • Şehirli kitlelerin eğlencesi sinemaya gitmek, futbol izlemek, radyo dinlemek gibi çoğunlukla edilgin hâle gelmiştir
  • Bunun nedeni etkin enerjinin tümüyle çalışma içinde tüketilmesidir; daha fazla boş zaman olduğunda insanlar yeniden etkin hazların tadını çıkarabilir

Küçük bir aylak sınıftan evrensel boş zamana

  • Geçmişte küçük bir aylak sınıf ve büyük bir emekçi sınıf vardı; aylak sınıfın sahip olduğu avantajların toplumsal adalet açısından bir temeli yoktu
  • Buna rağmen o sınıf sanatları geliştirdi, bilimi ilerletti, kitaplar yazdı, felsefe üretti ve toplumsal ilişkileri incelterek uygarlığa büyük katkıda bulundu
  • Kalıtsal aylak sınıf düzeni ise son derece savurgandı
    • Bir Darwin yetiştirebilirdi, ama öte yanda tilki avı ve kaçak avcıları cezalandırmaktan başka bir şey düşünmeyen sayısız taşra toprak sahibi bulunurdu
  • Üniversiteler, aylak sınıfın tesadüfen sağladığı işlevleri daha sistemli biçimde sunar, ama bu da yeterli değildir
    • Akademik yaşam genel toplumdan farklıdır ve sıradan insanların ilgilerinden uzaklaşabilir
    • Araştırmanın örgütlenmesi, özgün yönler düşünen insanları bastırabilir

Günde 4 saat çalışan bir toplumun etkileri

  • Hiç kimsenin günde 4 saatten fazla çalışmaya zorlanmadığı bir dünyada, bilimsel merakı olan kişi araştırma yapabilir, ressam aç kalmadan resim çizebilir
  • Genç yazar, ekonomik bağımsızlık elde etmek için sansasyonel geçimlik işler üretmeye mecbur kalmaz
  • Ekonomi ya da yönetim sorunlarına ilgi duyan bir meslek sahibi, üniversite iktisatçılarında görülen gerçeklik duygusu eksikliği olmadan kendi fikirlerini geliştirebilir
  • Doktorun tıptaki ilerlemeleri öğrenmeye vakti olur, öğretmen ise gençliğinde öğrendiği ve sonradan yanlış olduğu ortaya çıkmış şeyleri durmadan öğretmeye daha az mahkûm kalır
  • En önemlisi, aşırı çalışmanın yıprattığı sinirler, yorgunluk ve hazımsızlık yerine mutluluk ve yaşama sevinci ortaya çıkar
  • Boş zaman ve güvence iyilik yaratır; Russell’a göre iyilik de dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu ahlaki niteliktir
  • Modern üretim biçimi herkese rahatlık ve güvenlik sağlama olanağını yaratmıştır, ancak toplum bugüne dek bir kesimin aşırı çalışmasını, başka bir kesimin ise aç kalmasını seçmiştir

1 yorum

 
GN⁺ 2024-05-06
Hacker News yorumları
  • 13-14 yaşlarındayken benden büyük birinin tavsiyesiyle Russell’ın In Praise of Idleness eserini okumuştum; 1935’te yazılmış olmasına rağmen Avrupa yaşamının geleceğini öngördüğüne ikna olmuştum.
    Gerçekten de modern Batı Avrupa’nın boş zamana değer verdiğini, ağır çalışmayı en yüce erdem olarak görmediğini; vatandaşların kültür yaratma ve yeni fikirler icat etme özgürlüğüne sahip olduğu bir biçimde yaşadığını düşünüyorum.
    Orta Çağ keşişlerinin ya da fikirlerle oynayacak zamanı olan insanların pek çok keşif yaptığı; buna karşılık düşünmeye ayıracak zamanı olmayan proletaryayla zıtlık oluşturduğu düşünülünce, boş zaman büyük fikirlerin önkoşulu gibi görünüyordu.
    UBI de temel ihtiyaçların karşılanıp insanların kendini gerçekleştirebilmesini sağlayan bir vizyon; akademideki mutlu daimi kadro da “publish or perish” kaygısı olmadan, birkaç yıl boyunca sonuç göstermese bile önemli fikirlerle uğraşabilmek açısından buna benziyor.
    Eskiden Google da bir ölçüde böyleydi; birçok Googler, performans baskısı neredeyse hiç olmadan yıllarca büyük fikirlerin peşinde dolaşıp “resting and vesting” yaptığı bir hayat sürdü.
    Ancak yaşım ilerledikçe bu vizyonun saf hâliyle sürdürülebilir olmadığını hissetmeye başladım; tamamen hiçbir şey yapmama hâli ve performans baskısının hiç olmaması iyi işlemedi.
    Artık basit bir dünyada değiliz; alçakta asılı meyvelerin çoğu zaten toplandığı için, karmaşık dünyanın büyük fikirlerinin çoğu zaman çeşitli alanlarda kademeli ilerleme ve istikrarlı çalışma yoluyla ortaya çıktığını düşünüyorum.

    • Russell’ın da birçok bilim insanı gibi, daha fazla boş zamana izin vermek için cazip bir gerekçe olarak bir sonraki büyük fikri öne sürme ihtiyacı hissettiğini düşünüyorum.
      Ama “performans baskısı”nın sanıldığı kadar gerekli olmadığı konusunda Russell haklı; bunun kendi döneminde doğruyken bugün yanlış olacak kadar dünyanın büyük ölçüde değiştiğini de sanmıyorum.
      Yine de bunun altında, dünyayı gerekirse zorla, verimli biçimde büyük fikirler üretecek şekilde örgütlememiz gerektiği varsayımı yatıyor.
      UBI’nin asıl gerekçesinin öz belirleme hakkının temel bir değer olmasında yattığını düşünüyorum; daha iyi bir toplum için pazarlığın, zengin doğmamış herkesin başına silah dayamak şeklinde olması gerekmez ve olmamalıdır.
      Verimliliği, hızı ve aceleciliği abartma tutumunun insanlığı uçurumun kenarına sürüklediğini düşünüyorum.
    • Alçakta asılı meyvelerin tükenmesi bir sorun, ama buna karşılık verme yolları var.
      Bir sonraki Newton’ın elmasını arayanların sayısı çok daha fazla olabilir; daha az sayıdaki büyük grup dar alanlara güçlü biçimde odaklanabilir, ama bu daha çok “emek”e benzer.
      Ayrıca yeni alanlar, özellikle de yazılım var.
      Google, Facebook, Microsoft ve Apple, boş zaman ayrıcalığına sahip kurcalayıcılar tarafından kuruldu; bu süreç henüz durmuş değil.
      Boş zamanı olan herkes yeni bilgi peşinde koşmayacak, ama bu sorun değil; boş zamanı olanların sayısı artarsa, onların içindeki kurcalayıcıların sayısı da artar.
    • Sorunun boş zaman eksikliği mi, yoksa tam tersine fazlalığı mı olduğunu merak ediyorum.
      Isaac Newton bir dâhi kabul edilir, ama kalkülüs ve Newton mekaniği gibi bugün bakınca son derece temel görünen şeylerle uğraşmıştı.
      Elbette o ve rakipleri bunları icat ederken bunlar çok daha zordu.
      Bugün daha karmaşık şeylerle uğraşıyoruz, ama modern lise düzeyindeki konular bile eskiden gerçekten karmaşıktı.
      Zamanla bir alanın çevresinde teoriler, çerçeveler, dil ve öğretim yöntemleri oluşur; bu da onu aldatıcı biçimde basit gösterir.
      Bu da bir kademeciliktir, ama o kademeli artış, keşiflerimizi temel varsayım olarak alarak büyüyen bir sonraki kuşaktan gelir.
      Belki de artık basit bir dünyada yaşamıyoruz değildir; uzmanlaşıp önceki kuşakların rafine ettiği modelleri özümseme aşamasından çıkıp, mevcut daha az rafine modelleri en zor sorunlara uygulama ya da bir sonraki kuşak için modeller oluşturma aşamasına geçmiş olabiliriz.
    • 1932’de sıkıntıya ulaşmanın daha kolay olması da meseleyi karmaşıklaştırıyor.
      Bugün dikkatimizi çekmek için rekabet eden şeyler çok daha fazla ve çok daha gelişmiş.
      Sıkıntı hafife alınıyor.
    • Son paragrafa gelirsek, haftada 60 saat aşırı çalışıp tükenen çalışanlarla hiçbir üretken şey yapmayan insanlar arasında bir yerde orta nokta olduğunu düşünüyorum.
      İşin niteliği ve ortamı da önemli.
      Çiftçilik yapıyorsanız üretimin bir üst sınırı vardır; ama internetin olduğu bir dünyada herkes yeterince “hustling” ya da “grinding” yapmadığını hissedebilir.
  • Herkesi doyurmaya yetecek kadar gıda varken bile bazı insanların bunu satın alacak parası yok; bu yüzden Birleşik Krallık gibi “gelişmiş ülkelerde” bile gıda bankaları var.
    Amerikalıları biraz kışkırtmak gerekirse, dünyanın en zengin ülkesinin insanları neden evsiz bıraktığını anlamıyorum.
    San Jose’nin güzel parklarının evsizlerle dolu olduğunu görünce, bu kadar büyük teknoloji servetinin tam ortasında bunun nasıl olabildiğini merak etmiştim.
    Herkesin uyuyacak bir yere sahip olmadığı bir ülkede, neden biri 50 milyar dolar civarında bir tazminat talep ediyor?
    Biz dünyaya “büyük işler yapmak” ya da “ilerleme kaydetmek” için gelmedik; bunlar ya özel bir tutkusu olan insanların ya da Bertrand Russell’ın dediği gibi, bizim onlar için çalışmamızı isteyen elitlerin bakış açısıdır.
    Bir şey yapmanın üzerine ahlak ya da erdem inşa ederseniz, kendinizi kırbaçlayan bir köleye dönüşürsünüz; muhtemelen başkalarının köle gözetmeni olmaya da hazır birisinizdir.

    • ABD’nin ancak zenginseniz iyi bir ülke olduğuna kesinlikle inanıyorum.
      Zengin değilseniz, başkasını zengin etmek için köle gibi çalıştırılırsınız.
      Ama zenginlerin yemek yapacak, arabalarını tamir edecek, lattelerini hazırlayacak ve market alışverişlerini teslim edecek yoksul insanlara ihtiyacı var.
      Gerçek değişimi yaratabilecek tek şey, sayıca çok daha fazla olan yoksulların ayağa kalkıp boğazlarına basan çizmeyi itmesidir.
    • “Bir şey yapmanın” üzerine ahlak kurmuş cerrahlar ya da kanser araştırmacıları gibi insanların olması iyi ki var.
      Bazı insanlar yenilik yapar, insanların çoğu ise sürdürür.
      Sağlıklı bir toplumun çeşitli türde çabalara ihtiyacı vardır.
      Temel sorun, birçok insanın anlamlı hissettirmeyen işler yapması ve anlamlı işlerin önemli bir kısmının hak ettiği saygı ve karşılığı görmemesidir.
    • California’daki evsizlik krizinin bir tür aylaklıktan kaynaklandığı da söylenebilir.
      NIMBY’ler değişen şehre uyum sağlamayı reddediyor ve şehrin değişmemesini dayatmaya çalışıyor.
      Ayrıca teknoloji sektörünün milyarlarca dolarını evsizlik sorununa öylece dökmenin yeterli olduğunu düşünen ilericiler de var; bu da aylaklığın başka bir biçimi.
      Sonuçta her yıl milyonlarca dolar alıp hiçbir sonuç üretmeyen kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ortaya çıkıyor.
    • Belirli bir bölgedeki evsizlik durumunun neden öyle olduğunu gerçekten bilmek istiyorsanız, “zengin bir ülkede evsizler var” gibi muğlak sloganların ötesine geçip, soruna katkıda bulunan somut meseleleri ve etkenleri anlamak için sayısız siyasallaşmış tartışmanın içine dalabilirsiniz.
      Ya da o “50 milyar dolar civarında tazminatlardan” birini seçip, bunu San Jose yakınlarında araziye, konut inşasına, ruh sağlığı tedavisine, gerçek ruh sağlığı iyileştirmelerine, bakım personeline, kamu görevlilerine, saha desteğine, asayişe, iş programlarına, kamu altyapısına vb. nasıl dönüştürerek oradaki evsizlik sorununu çözeceğinize dair bir plan yapabilirsiniz.
      İnternet yorumcuları arasında, o planın sorunlarını kaba bir şekilde gösterecek kişiler mutlaka olacaktır.
    • ABD, çok sayıda insanı sıfır toplamlı bir şekilde yoksullaştırdığı için tam da o ölçüde zengin bir ülkedir.
  • 1998’de Russell’ın birkaç yazısını çevrimiçi bulup burada toplamıştım: http://trondal.com/russell/russell.html

  • Şans ve şanssızlığın birleşimi sayesinde 40 yaşında emekli olabildim.
    Şimdi ellerimi hem keyif alacağım hem de topluma net fayda sağlayabilecek şekilde nasıl kullanacağımı bulmaya çalışıyorum; bu deneme, üzerine düşündüğüm pek çok kavrama dokunuyor.
    Açıkçası bu yazıyı hâlâ görmemiş olmama şaşırdım; sanırım arayışıma felsefeyi biraz daha derin okuyarak başlamalıyım.

    • Önce kendinize ve ailenize parasal olmayan biçimlerde net fayda sağlayan işler yapmayı deneyip, sonra bunu yakın çevrenizdeki topluluğa genişletmek iyi olabilir.
  • “Amerika’da erkekler yeterince iyi durumda oldukları hâlde sık sık uzun saatler çalışırlar; bu kişiler ücretli işçinin boş zamanını işsizlik gibi ağır bir ceza dışında bir biçimde hayal etmeye öfkelenirler, hatta kendi oğullarının boş zamanından bile hoşlanmazlar” bölümü buradaki yüzlerce kişiye tam uyacak gibi; HN’nin demografisini yanlış mı okuyorum?

    • “Güçlüler yapabildiklerini yapar, zayıflar katlanmak zorunda olduklarına katlanır.”
      Sürekli, durmadan çalışmamızın bir nedeni var.
      Doğa acımasızdır ve en üst düzeyde yer almazsam acı çekeceğim.
      En azından travmam beni böyle itiyor.
      Kelimenin tam anlamıyla ilk %1’e girememekten korkuyorum; benim hayatımı yaşayıp benim deneyimlerimi yaşasaydınız muhtemelen aynı sonuca varırdınız.
    • HN’de, kendisinden daha az kazanan insanların boş zamana sahip olmasını istemeyen biri neden olsun ki?
      İnsanlar bisiklete binsin, doğa yürüyüşü yapsın, kaya tırmanışı yapsın; istedikleri her şeyi yapmakta özgürler.
      Sadece ücretli işçinin vergiler yoluyla birikimlerime göz dikerek Louis Vuitton erkek çantası almasını istemiyorum.
      Zor kazanılmış paramla ister lüks araba ister audiofil ekipman olsun, istediğimi satın alma özgürlüğü istiyorum.
      Başkalarının ne yaptığı umurumda değil.
  • Bu tür tartışmaların tam olarak zorlama ya da yoksunluk tehdidi olmasa kimsenin yapmayacağı işlerin neler olduğuna odaklanması gerektiğini düşünüyorum.
    Daha adil ekonomik değişimler yaratırken de, bu işlerin düzgün biçimde yapılmasını güvence altına almanın yolu bir kısıt olarak karşımıza çıkar.
    Bunların bir kısmı binlerce kişiyi örgütlemeyi gerektirir.
    Bir yerden lityum çıkarıp dünyanın 200 noktasına göndermek için parasal teşvik olmadan bunun nasıl yapılacağını; gemilere nasıl yakıt konacağını, yükleme-boşaltmanın, konum takibinin, onarım ve bakımın nasıl yürütüleceğini düşünmek gerekir.
    Bugünkünden çok daha iyi olunabileceği ve mevcut çözümün çok alt düzeyde olduğu açık; ama aynı zamanda çözmeye çalıştığımız sorun çok karmaşık ve mevcut çözüm genel olarak işliyor.
    Özellikle tatmin edici ya da çekici olmayan çok iş var; kimsenin kendiliğinden iyi yapmaya motive olmasının zor olduğu işler de çok.
    Ayrıca talebi işaret etmenin en iyi yolunun piyasa olduğu da açık.
    Bu yüzden bunları korurken mevcut sistemin en büyük sömürücü ve yağmacı verimsizliklerini ortadan kaldırmak istiyoruz.

    • Herkesin ihtiyaç duyduğu ama kimsenin yapmak istemediği emeği eşit paylar hâlinde yapmak gerekseydi, bu tür emeğe duyulan ihtiyaç bizzat en aza indirilirdi.
      Zuckerberg ya da Musk dahil herkes ayda bir gün çöp toplamak zorunda kalsaydı, bugün önemli gördükleri başka bir şey yerine, sermayelerini bu sorunu otomasyonla ortadan kaldırmaya harcarlardı.
    • Yazar, haftada 20 saat çalışmayı normalleştirmeyi ve çoğu çalışanın saatlik ücretini kabaca iki katına çıkarmayı öneriyor.
      Tam istihdama ulaşılana kadar haftalık çalışma saatlerini sürekli azaltma yöntemi bu.
      Cazip olmayan işler muhtemelen daha yüksek ücretlerle hâlâ teşvik edilecektir.
  • Josef Pieper’ın “Leisure: The Basis of Leisure” [0] kitabını öneririm
    Boş zaman eğlence değildir
    Aslında “school” kelimesi, boş zaman anlamına gelen Yunanca bir sözcükten gelir; çalışmak zorunda olma hali de boş zamanın yokluğu, yani boş zamanın olumsuzu olarak tanımlanmıştır
    Boş zaman ile emek arasındaki ayrım, klasik özgür sanatlar ve mekanik sanatlar ayrımına da yansır
    Özgür sanatlar, özgür insanların bilgelik, erdem vb. için peşinden gittiği şeylerdi; mekanik sanatlar ise pratik amaçlara yönelikti
    Emek, kendi başına emek için değil, boş zaman için yapılan bir şey olarak anlaşılırdı; buradaki boş zaman, bugün eğlence dediğimiz şeyden farklıdır
    [0] https://www.amazon.com/Leisure-Basis-Culture-Josef-Pieper/dp...

  • Geneli anlıyor ve temel önermeye bir ölçüde katılabiliyorum, ancak olumlu örnek olarak verilen Sovyet Rusyası sorunlu
    Tam da o dönemde, 1932–1933’te, dünyanın en verimli topraklarında tamamen insan eliyle yaratılmış nedenlerle büyük bir kıtlık yaşandı ve Sovyet işçileri, karşılıksız şekilde her zamankinden daha fazla çalışmaya zorlandı
    Bu yüzden metindeki çözümü ciddiye almak zor

    • Bildiğim kadarıyla Russell Marksizme epey eleştireldi
      Sovyet Rusyası’nın bazı yönlerini takdir etmişti ama kesinlikle tamamını değil
      En azından çoğu açıdan Sovyet Rusyası’nı örnek almamız gerektiğini söylediğini sanmıyorum
  • Sevdiğim gruplardan biri olan TTNG’nin bu denemeden ilham alan gerçekten iyi bir şarkısı var
    Math rock’ı az da olsa seviyorsanız hoşunuza gidebilir: https://m.youtube.com/watch?v=dCKXg2scb_s&pp=ygUaaW4gcHJhaXN...

    • Bir yıldır durmadan ttng dinleyip duruyorum
      Başlığı görünce aklıma o şarkı geldi; denemeden ilham almış olabileceğini bilmiyordum
      TTNG’den bahsedildiğini görünce heyecanlanıp uzun zamandır ilk kez giriş yaparak yorum yazdım
  • Bu denemeyi seviyorum ama boş boş vakit geçirmenin zor olduğunu hissettim
    Hayatımın geri kalanını sakin geçirmek için FIRE akımına kapıldım; 31 yaşında bir kez işi bıraktım, 1 yıl çalıştıktan sonra 33 yaşında tekrar bıraktım
    Şimdi yine aynı çıkmaz işte çalışıyorum ve fena değil
    Çalışmadığım zamanlarda YouTube, HN ve reddit tüketiyorum
    Boş vakti yeniden sevmeyi pek bilmiyorum
    Eskiden bir saat boyunca öylece oturabiliyordum, meditasyon gibi

    • O halde bu denemeyi gerçekten yanlış anlamış gibisiniz
      Russell kışkırtıcı biçimde “boşluk/aylaklık” kelimesini kullanıyor ama insanların duvara boş boş bakarak tatmin bulacağını söylemiyor
      Herkesin yeterince geniş bir konu yelpazesini öğrenebilmesi ve boş zamanlarında kendi peşinden gideceği ilgi alanlarını seçebilmesi gerektiğini açıkça söylüyor
      Denemeye göre, günün 24 saatinin yalnızca 4 saatinde çalışılırsa insanların zamanı nasıl dolduracağını bilemeyeceği yönünde bir itiraz var; modern dünyada bu doğruysa, bu medeniyetimiz hakkında verilmiş bir mahkûmiyet kararıdır
      Eskiden, verimlilik kültü tarafından bastırılmadan önce neşe ve oyun oynama yetisi vardı
      Çalışma saatlerini 4 saate düşürmek, kalan zamanın tamamen değersiz eğlenceyle harcanması gerektiği anlamına gelmez; günde 4 saatlik emekle yaşamın zorunlu ihtiyaçları ve temel konfor sağlanabilmeli, kalan zaman da herkesin istediği gibi kullanabilmesi için kalmalıdır
      Böyle bir toplumsal düzende eğitim, bugünkünden daha ileri gitmeli; insanlara boş zamanı entelektüel biçimde kullanma zevki kazandırmak da hedeflerinden biri olmalıdır
      Şehirli kitlelerin keyiflerinin film izlemek, futbol maçı seyretmek, radyo dinlemek gibi çoğunlukla pasif hale gelmesi, etkinlik enerjisinin tümüyle iş tarafından tüketilmesindendir; daha fazla boş zaman olursa insanlar yeniden aktif katılımlı zevkler yaşayacaktır
    • Çocuk sahibi olmanın, güne amaç ve tatmin katarken boş zamanı daha kıymetli kılma gibi ikili bir faydası oldu
      Zihin, sınırsız boş zaman ya da sınırsız çalışma gibi uçlara pek uygun değil
      Çocuk yetiştirmenin ritmi, iş ile boş zaman arasındaki mükemmel orta noktaya denk gelebilir; ayrıca bu iki alandan da daha anlamlı bir birikimli sonuç üretme avantajı vardır
      Özellikle ekonomik olarak bağımsızsanız ya da yeni doğan bebeğin ilk 1–2 yılında yardım edecek aileniz varsa, bu zaman dengesi daha iyi oturur
    • Boş zaman, kanepede oturup sadece TV izlemek değildir
      Temelde, o anda ilginç gelen her neyse onun peşinden gidebilme özgürlüğüdür
    • İnsanların kişiliklerini ve mizaçlarını tek bir sepete koyamayız bence
      Bazı insanlar bir şeyler yaptığında, ürettiğinde, öğrendiğinde ve bir yerde durmadığında iyi yaşar ve keyif alır
      Bazıları ise oturup dinlenmekten, daha az şey yapmaktan ve düşünmekten hoşlanır
      Sonuçta kişiye göre değişir; herkesin kendisine anlam ve neşe veren alanları vardır