- Üretkenlik ve çaba odaklı “hustle culture” SNS üzerinden aşırı biçimde yayılıyor ve insanları kendilerini bir makine gibi zorlamaya itiyor
- Twitter (X) ve LinkedIn, aşırı çalışma saatleriyle övünme, “günaydın” paylaşımları, öfke tetikleyen gönderiler gibi dikkat çekmeye yönelik içeriklerle dolu
- Bu kültür, etkileşimi (engagement) en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmış durumda ve gerçek çıktılardan (output) çok çabayı (input) sergilemeye odaklanıyor
- Ancak makine gibi çalışma biçimi uyum sağlama ve öğrenme yeteneğinden yoksundur; gerçek başarı ise hızlı uyum ve stratejik düşünceden doğar
- İnsan makine değildir; çalışmayı verimlilik, hız, kalite gibi gerçekten önemli değerleri ölçüt alarak yapmalı ve basit bir “çalışma güzellemesi”nden çıkmalıdır
Hustle culture'ın sorunu
- SNS, gerçekçi olmayan çalışma saatleri ve kendini öne çıkaran paylaşımlarla dolup taşıyor
- Örnek: “Bu kadar çalışmazsan başarılı olamazsın” türü mesajlar, uç kodlama ortamlarıyla övünme, “günaydın” paylaşımları vb.
- Bu akış, etkileşimi artırmaya dönük algoritmik rekabet yapısından kaynaklanıyor
- Milyonlarca kişi dikkat çekmek için yarışıyor ve bunun sonucunda “harcanan çaba miktarı” yüceltiliyor
- “Sabah 5'te kalk”, “İşe ilk sen gel, en son sen çık” türü sloganlar, insanı makineye çevirmeye çalışan bir baskı düzenidir
Makine değil, insan olarak çalışmak
- Makineler deterministik ve doğrusal hareket eder; kendi başlarına öğrenemez ya da uyum sağlayamazlar
- Buna karşılık insanlar esneklik ve stratejik düşünme sayesinde daha iyi sonuçlar üretebilir
- Hedefler belirlenmeli, ama bunlar varoluş amacı haline gelmemelidir; amaç, yalnızca kişinin kendisinin tanımlayabileceği kutsal bir şeydir
Aslında neyi optimize etmek gerekiyor
- Sadece “çaba miktarını” artırmak değil, hız, verimlilik, kalite gibi gerçekten önemli unsurları ölçüt alarak optimizasyon yapmak gerekir
- Terin yüceltildiği kültürden çıkıp, daha tatmin edici ve sürdürülebilir çözümler bulmak gerekir
- “Makineye dönüşme” mesajı, körü körüne çalışkanlık yerine stratejik düşünme ve kendini anlamayı vurgular
İnsan olarak tutum
- İnsan, makine olmayan bir varlık olarak kendi güçlü yanlarını kullanmalıdır
- Çekiç gibi kaba çalışmak yerine, neşter gibi keskin ve hassas düşünmek gerekir
- Basit bir “emeği övme” yaklaşımı değil, daha büyük hayaller ve yaratıcı düşünce peşinde koşulmalıdır
Sonuç
- Hustle culture, sonuçtan çok süreci sergilemeyi teşvik eden çarpık bir rekabet yapısıdır
- Gerçek başarı, mekanik tekrar değil uyum yeteneği ve içgörüden doğar
- Yazı, “Sen kör bir araç değilsin. O halde öyle davranma.” uyarısıyla sona eriyor
6 yorum
İşlerin niteliği farklı olmasına rağmen her işe toptan aynı verimlilik ölçütünü uygulamaya çalışınca tartışma sağlıklı yürümüyor gibi görünüyor. Bilgi emeğinde basit tekrar eden işler dışında keşif ve karar verme gibi başka işler de varken, tarımsal çalışkanlığı mutlak iyi saymayı entelektüel olarak tembel bir tutum olarak görüyorum.
"İşkolik", "aşırı çalışma kültürü"
Hacker News görüşleri
Haftada iki kez tenis oynuyorum ve hava güzelse iki kez inline paten kayıyorum. Dün ilk kez inline patenle işe gidip geldim. Çocuklarım artık ergenlik çağında olduğu için biraz zamanım var ama yine de yeterince uyumak istiyorsam fazladan çalışmak mümkün değil. Uykusuz kalınca işteki verimliliğim keskin biçimde düşüyor. Bu yüzden işin karakterime uyması gerekiyor. Şirket bunu kabul edemiyorsa başka bir şirket bulurum. Yüksek maaş ya da liderlik pozisyonu peşinde değilim. Onun yerine sağlığım ve mutluluğum için egzersiz yaparak yaşamak hayat hedefim. Ben insanlığını tüketen bir makine değilim; insanlığını geri kazandıran makinelerle ilgileniyorum. Zengin olamayabilirim ama zengin bir hayat yaşayacağım
Benim de “çalışmadan sadece var olmak istiyorum” diye bir hayalim var. Yakın zamanda ‘sıkılmanın tadını çıkarmak’ üzerine bir YouTube videosu izledim; zamanın daha yavaş akmasını sağladığını ve gerçekten yapmak istediğin şeyleri yapmana yardımcı olduğunu anlatıyordu. Normalde hep müzik, podcast, YouTube ile bağlantı halindeyim, bu yüzden sessiz kaldığım zaman neredeyse hiç yok. Bir gün işi bırakıp sevdiğim şeyleri yavaş yavaş üreterek yaşamak istiyorum. Sorun, henüz tamamlanmamış bir şeyi anlık ödül uğruna paylaşmak istemem. Sosyal medyadaki ‘beğeni’ sistemi bunu körüklüyor. Eskiden ben de Facebook’a günlük hayatımın tamamını koyardım ama şimdi bunun ne kadar boş olduğunu görüyorum. Verimliliği parlatan videolar — temiz masa, minimalist dizüstü bilgisayar — bence gerçek iş değil
Bedenin doğal ritmine uygun çalışmak önemli. Yorulunca dinlenmek, odak geldiğinde çalışmak, istek olduğunda derinleşmek gerek. Sorun insanın kibri ve sabırsızlığı. Tanrı gibi görünmeye çalışırken sonunda tökezliyor, sonra da sosyal medyada “gelişim yolculuğu” tarzı paylaşımlar yapıyor. Bir zamanlar şirkete bağlılığını göstermek için otel kahve makinesinde tavuk göğsü pişirdiğini yazan birini görmüştüm; neredeyse hiciv gibiydi
“Hustle culture”ın çarpıtılmış bir vizyon olduğu fikrine katılıyorum. Hiciv videosu The Hustle by Krazam bu yorgunluğu iyi yansıtıyor. Bir yandan da Derek Hobbs’un ASCII art eseri ‘Machine Head’ (1995)’e bakarken, karakterlerden oluşan bu görsel PNG’ye çevrilse ne kadar küçülür diye düşünmeden edemiyorum
Yüksek lisans tezimi yazarken ilk kez tam özerk çalışma deneyimi yaşadım. Hocam da karışmıyordu; önemli olan sadece sonuçtu. O dönemde iş ve dinlenme dengesini, “yeterince çalıştım” ölçüsünü kendi başıma belirlemeyi öğrendim. Şimdi haftada 40 saatlik sözleşmeli çalışmaktan memnunum. Bazı haftalar 50 saat, bazı haftalar 30 saat sürüyor ama genel olarak öngörülebilir ve makul düzeyde karşılığı var. Paradan çok sürdürülebilir ritim daha önemli
Arthur Brooks’un
Happiness Fileskitabını tavsiye ederim. Sadece mesleki hayat için değil, genel olarak yaşam için de harika öneriler içeriyor. Daha fazla insan bu tavsiyelere uysa dünya çok daha mutlu ve verimli işlerdiSadece “işe yarar biri” olarak kalırsan sonunda bir sarf malzemesine dönüşürsün. Tükendikten sonra da sana değer verecek ilişkiler kurmalı ve sen gittikten sonra bile değer bırakacak şeyler üretmelisin
Bu yazının tam olarak ne anlatmak istediğinden emin değilim. “Hustle culture’a kanma” mı diyor, yoksa “çok çalışmak yerine akıllıca çalış” mı demek istiyor, anlayamadım. Belki de yapay zeka çağında hayatta kalmak için bir uyarıdır
“Dahi yapması gerekeni yapar, yetenek yapabileceğini yapar, sen ise sana söyleneni yaparsın. Hadi, tekrar işe dön.” sözü aklımda kaldı
LinkedIn ya da X ortaya çıkmadan önce kariyer inşa etmiş olmayı şans sayıyorum. Bu yüzden başarılarımı zaman akışında sergileme içgüdüm gelişmedi. 20’li yaşlarımda ekip içinde her hafta yaptıklarımızı paylaşmamız gerektiği için ben de övünürdüm ama bugünkü gibi ‘kendini pazarlama bataklığına’ düşmedim. Artık sadece eğlence için kod yazıyorum. Kimsenin takvimine uymam gerekmiyor, tanıtım yapmam gerekmiyor, para beklemiyorum. Asıl özgürlük bu
Delicesine hustle etmiş biri, hız, verimlilik ve kaliteyi optimize edebilir.
Sanırım ille de öyle değildir.
Aksine çalışma saatleri diğer insanlara göre aşırı derecede fazlaysa
bu, verimliliğin düştüğü anlamına gelmez mi..?