Dopaminin kölesi mi olacağız, yoksa hayatın sahibi mi: 'kalın arzular'ın yeniden kazanımı
(joanwestenberg.com)- Modern insanın yaşadığı boşluğun nedeni, 'değişime yol açmayan sığ arzular'ın aşırılığı olarak teşhis ediliyor
- Teknoloji sektörünün yalnızca ödül psikolojisini uyararak sığ arzuları metalaştıran yapısal nedenleri analiz ediliyor
- Verimlilik merkezli toplumda kaybolan 'kalın arzular (Thick Desires)' kavramının değeri yeniden değerlendiriliyor
- Ölçeklenemeyen ve verimsiz eylemler aracılığıyla hayatın özsel tatmin duygusunu yeniden kazanmak için çözümler sunuluyor
Giriş
-
Modern toplumda bolluk içindeki yoksunluk paradoksu
-
Maddi refah ve fazlalığa rağmen modern insanlar, nedenini bilmedikleri bir eksiklik ve özlem yaşıyor.
-
Bu özlem giderilemez; çünkü açık bir kaynağı olmayan 'sığ arzudan (Thin Desire)' doğar.
-
Arzulara ilişkin felsefi ayrımın tanıtılması
-
Charles Taylor ve Agnes Callard gibi düşünürlerin felsefi tartışmalarına dayanarak arzular, 'kalın arzular' ve 'sığ arzular' olarak ikiye ayrılarak ele alınıyor.
Ana bölüm
1. Özne üzerindeki etkisine göre arzuların ikili tanımı
-
Kalın arzuların (Thick Desires) dönüştürücü niteliği
-
Peşinden gitme sürecinde özneyi (insanı) değiştirir.
-
Örnek: Diferansiyel ve integral öğrenme süreci, dünyayı görme ufkunu genişletir ve sabrı geliştirir; böylece kişi öğrenmeden önceki hâliyle aynı kalmaz.
-
Sığ arzuların (Thin Desires) tekrarlayıcı niteliği
-
Arzunun peşinden gidildikten sonra özne üzerinde hiçbir değişim gerçekleşmez.
-
Örnek: Bildirimleri (Notification) kontrol etmek geçici bir tatmin sağlar, ancak 5 dakika önceki benlik ile kontrol ettikten sonraki benlik aynıdır.
-
Sığ arzular, geride tortu bırakmadan kendini sonsuzca kopyalar.
2. Teknoloji sektörünün ticarileştirme stratejisi ve psikolojik yan etkileri
-
Ödül sisteminin ayrıştırılması ve metalaştırılması
-
Tüketici teknolojisinin (Consumer Technology) iş modeli, kalın arzulardaki yalnızca 'nörolojik ödül' kısmını ayıklayıp süreci ortadan kaldırarak sunmaya odaklanır.
-
Vaka analizi:
-
Sosyal medya: İlişkilerin sorumlulukları olmadan sosyal bağlılık hissi sunar.
-
Pornografi: Partnerliğin kırılganlığı olmadan cinsel tatmin sunar.
-
Üretkenlik uygulamaları: Gerçek başarı olmadan başarı hissi sunar.
-
Duyusal aşırılık ve ruh sağlığının kötüleşmesi
-
Süreçsiz ödül, bağımlılık yaratmayı artırır ve ölçek ekonomisini gerçekleştirmeyi kolaylaştırır.
-
Saf duyusal uyarımın aşırı arzı, paradoksal biçimde kaygı, depresyon ve yalnızlıkta artışa yol açar.
3. Verimlilik merkezli toplumsal yapı ve anlam kaybı
-
Kalın arzuların verimsizliği ve altyapının çöküşü
-
Kalın arzuların (zanaatkârlık ruhu, topluluğa aidiyet gibi) edinilmesi uzun zaman alır ve anlık tatmin sunmaz.
-
Küresel piyasa ekonomisi açısından bu arzular verimsiz görüldüğünden, onları ayakta tutan altyapı (çıraklık sistemi, yerel topluluklar vb.) çözülmüştür.
-
Sığ arzular altyapısının tekelleşmesi
-
Fiziksel etkileşim alanları (evlerin girişleri gibi) kişiselleştirilmiş alanlarla yer değiştirmiş, akıllı cihazlar üzerinden işleyen sığ arzu altyapısı gündelik hayatı kuşatmıştır.
Sonuç
-
Verimsiz eylemler aracılığıyla hayatın yoğunluğunu geri kazanmak
-
Büyük ölçekli toplumsal hareketler yerine, bireysel düzeydeki pratiklerle kalın arzuların yeniden kazanılması öneriliyor.
-
Çözümün özü, 'ölçeklenemezlik (Non-scalable)' ve 'verimsizlik'i bilinçli olarak aramaktır.
-
Somut uygulama önerileri
-
Ekmek pişirmek: Mayanın fermantasyon süresine (doğanın hızına) uyarak sabrı yeniden kazanmak.
-
Elle mektup yazmak: Düzenlenemeyen ya da takip edilemeyen bu verimsiz iletişim biçimiyle optimizasyon mantığından çıkmak.
-
Tek kişi için kod yazmak: Çok sayıda kullanıcı için değil, yalnızca tek bir kişinin sorununu çözen araçlar üreterek ölçek ekonomisine karşı çıkmak.
-
Son öneri
-
Bu tür eylemler, dünyayı değiştirme amacıyla değil; içteki boşluğu doldurmak ve 'gerçekten istemeye değer olanı' yeniden hissedebilmek için kişisel bir kurtuluş olarak sunuluyor.
2 yorum
Sonuçta mesele, insanların istediğinin ağrı kesici mi (
dopamin), yoksa vitamin mi (kalın/aracı olmayan isteklerdeğil,derin arzular) olduğu üzerine bir tartışma gibi... Son dönemde eğilim sanki birincisinden yana. Tarihe bakınca da yine birincisinin baskın hale gelip, ona tepki olarak ikincisinin arada sırada yeniden ortaya çıktığı hissi var.1. Biçime yönelik beğeni ve itirazlar ("LinkedIn tarzı mı?")
2. 'Kalın arzu'yu hayata geçirme tanıklıkları
3. Felsefi ve dini köken analizi
4. İkili karşıtlığa dayalı mantığın sınırları
5. Yapısal ve çevresel nedenlere işaret
System) olduğu söyleniyor.