- Tüzel kişilik insan dışındaki varlıklara da verilen çeşitli örneklerle ele alınıyor
- Gemiler hukuken sınırlı bir kişilikle donatılarak, kaza durumunda davalı olarak mal varlığına el konulması veya teminat yatırılması gibi süreçlere tabi olabiliyor
- Yeni Zelanda’daki Whanganui Nehri, 2017 tarihli bir yasayla tek bir ‘hukuki kişilik’ olarak tanındı ve hükümet ile Maori temsilcileri ortak koruyucu olarak atandı
- Hindu tanrıları da Hindistan hukukunda ‘hukuki kişi (juristic person)’ olarak kabul edilerek, arazi sahibi olabiliyor ve hukuki davalara katılabiliyor
- Bu örnekler, insan olmayan varlıklara tanınan hukuki hakların kapsamını ve sınırlarını gösteriyor
Tüzel kişiliğe sahip insan olmayan varlıklara genel bakış
- Genel olarak şirketlerin (corporation) hukuken ‘kişi’ sayılması yaygın olarak bilinen bir durum olarak anılıyor
- Ancak gemi, nehir, tanrı gibi başka insan olmayan varlıkların da hukuken ‘kişi’ olarak tanındığı örnekler bulunuyor
Gemiler (Ships)
- Gemiler, devletler ve mahkemeler için uzun süredir hukuki sorunlar çıkaran varlıklar oldu; seyrüsefer sırasında yaşanan kazalarda sorumluluğun kime ait olduğu çoğu zaman belirsizdi
- Ortaçağ mahkemelerinde ve sonrasında İngiliz ve Amerikan deniz hukukunda geminin kendisi sorumluluk taşıyan hukuki bir kişilik olarak kabul edildi
- Bu sayede gemi, teminat yatırma hakkı, yargılanma hakkı gibi sınırlı usuli haklara sahip oldu
- Ayrıca kurtarma hakkı (right of salvage) sistemi de bulunuyor; bir gemi başka bir gemiyi kurtarırsa, başarılı olması halinde ödül alabiliyor
- “no cure, no pay” ilkesi uyarınca, ödeme yalnızca kurtarma başarıya ulaşırsa yapılıyor
- Ödül miktarı Lloyd’s Open Form veya deniz mahkemesi tarafından belirleniyor
- Kurtarma hukuku, kökeni MÖ 900’deki Rodos deniz hukukuna (Rhodian sea law) kadar uzanan eski bir hukuk alanı; Roma döneminde parasal tazminat biçimine evrildi
- Ancak kurtarma hakkını geminin kendisi değil, kaptan veya armatör temsilcisi kullanıyor
- Yazar, bu hukuki yapıyı incelerken “deniz hukuku avukatı olmak istiyorum” izlenimini de ekliyor
Whanganui Nehri
- 2017’de Yeni Zelanda Parlamentosu, Te Awa Tupua (Whanganui River Claims Settlement) Act yasasını kabul ederek Whanganui Nehri’ne hukuki kişilik (legal personality) tanıdı
- Bu yasa, 1930’lardan beri süren Maorilerin davalarını ve anlaşmazlıklarını çözmek için çıkarıldı
- Maoriler nehri ataları ve manevi bir varlık olarak görüyor, endüstriyel kalkınmanın verdiği zarara karşı çıkıyordu
- Yasanın kabulüyle birlikte hükümet, 80 milyon dolarlık restorasyon fonu, gelecekteki yönetim için 30 milyon dolarlık fon sağladı ve 1 hükümet temsilcisi ile 1 Maori temsilcisini ortak yönetici olarak atadı
- Yasa metni nehri, dağlardan denize uzanan fiziksel ve metafiziksel unsurları kapsayan yaşayan bir bütün olarak tanımlıyor
- Nehrin “hukuki bir kişilik olduğu ve tüm haklara, yükümlülüklere ve sorumluluklara sahip olduğu” açıkça belirtiliyor
- Ayrıca “yerel topluluğun yaşamını ve kaynaklarını ayakta tutan manevi ve fiziksel bir varlık” olarak da betimleniyor
- Yazar bunu, “parlamentonun ilahi bir varlığı somutlaştırıp ona bir vakıf fonu vermesi” olarak tasvir ediyor
- Yasa, nehrin hayır kurumu olarak kayıt yaptırmasını da öngörerek idari süreçleri de kapsıyor
Hindu tanrıları (Lord Rama vb.)
- Hindistan hukukunda Hindu tanrıları ve putları (idol) hukuki kişi (juristic person) olarak kabul ediliyor
- Bunlar arazi sahibi olabiliyor ve mahkemede hak ileri sürebiliyor
- Tanrının mal varlığı vekil sıfatlı bir koruyucu (fiduciary guardian) tarafından yönetiliyor; bu güven ilişkisi ihlal edilirse başka bir inanan dava açabiliyor
- Bu hukuki statü Britanya sömürge döneminde yerleşti
- O dönemde tapınaklar büyük miktarda arazi ve varlığa sahipti; mülkiyet sorunlarını çözmek için 1887’de Bombay Yüksek Mahkemesi tanrının kendisini hukuki kişi olarak tanıdı
- Tanrı adına hareket eden ‘next friend’ (temsilci inanan) kavramı getirildi
- Ayodhya anlaşmazlığında, Rama’nın doğum yeri sayılan arazinin mülkiyeti temel tartışma konusuydu
- 2019’da Hindistan Yüksek Mahkemesi, söz konusu araziyi Rama Virajman adına tahsis etti ve bunu yönetecek bir vakıf kurulmasına hükmetti
- Sabarimala davasında, kadınların tapınağa girişinin sınırlandırılmasının tanrı Ayyappa’nın mahremiyet hakkını ihlal ettiği iddia edildi
- Ancak mahkeme, “hukuki hakların anayasal haklar anlamına gelmediğini” belirterek bu iddiayı reddetti
- Bu örnekler, dini varlıkların hukuki hakları ile insan hakları arasındaki uyumsuzluğu gösteriyor
Sonuç
- Gemiler, nehirler ve tanrılar farklı nedenlerle hukuki kişilik kazandı
- Bu durum, mülkiyet, sorumluluk ve yönetim sorunlarını çözmeye yönelik pratik bir araç olarak gelişti
- Ancak bu varlıkların hakları insan haklarıyla aynı değil ve hukuki-kültürel bağlama göre sınırlı biçimde uygulanıyor
- Yazının sonunda yazar, yapay zeka kişiliği tartışmasına da değinerek insan olmayan varlıklara hukuki hak tanınmasının karmaşıklığına işaret ediyor
- Ayrıca bunun hukuki tavsiye olmadığını ve insan olmayan varlıklara hak verilmesinin iyi bir fikir olup olmadığı konusunda hüküm vermediğini açıkça belirtiyor
1 yorum
Hacker News görüşleri
ABD'de özel mülkiyet de benzer bir ölçüte girebilir; çünkü devlet mülkün kendisine karşı dava açabilir
Ama sonuçta asıl mesele, hukuki bir soyutlamaya (legal abstraction) ihtiyaç duyulması. Bu kavram olmasa Microsoft tek bir tüzel kişilik değil, 200 bin kişiden oluşan bir topluluk olurdu. O zaman mali denetim, yaptırım ya da kuralların uygulanması imkânsız hale gelirdi
Elbette bunun yan etkisi, şirketlere para cezası vermenin kolay ama onları hapse atmanın imkânsız olması. Ama buna farklı yaklaşmak, bir CPU'yu transistör düzeyinde modellemek kadar verimsiz olurdu
Örneğin Adobe'un Creative Cloud aboneliğini iptal etmeyi zorlaştırdığı olayda Adalet Bakanlığı, sorumlu başkan yardımcısını doğrudan hedef gösterip durum düzeltilmezse cezai kovuşturma başlatılacağı uyarısını yaptı
“Şirket insan olsaydı, hisse sahibi olmak anayasal açıdan kölelikten farksız olurdu” esprisi akla geliyor
Özellikle siyasi bağış yasağı olmalı; ayrıca ifade özgürlüğü bahanesiyle yasal içeriği sansürlemeleri ya da ödeme ağlarını kesmeleri de sınırlandırılmalı
Sağlık alanında laboratuvar sorumlularına zaten bu tür sorumluluklar veriliyor
Mülke karşı dava açılabilir ama mülk kendi başına dava açamaz
İlgili kavram için bkz. in rem jurisdiction
Kız kardeşim Hamburg'da gemi iflasları konusunda uzman bir avukat
Tek bir gemi çoğu zaman ayrı bir tüzel kişilik olarak kaydediliyor; bazen tek bir sefer bile ayrı bir tüzel kişilik olabiliyor. Limanlar arasında yük değişimi olduğunda yapı çok karmaşık hale geliyor
Uzun mesafeli deniz taşımacılığı işlemlerinde neredeyse her zaman belli bir kayıp (Schwund) yaşanır
Bu, maliyeti yüksek ve riski büyük bir sektör; birden çok ülkenin hukuk sistemi iç içe geçmiştir
İlginç bir yazıydı
Birçok kişi kurumsal kişiliği (corporate personhood) sevmez ama nehir ya da tapınaklara tüzel kişilik verilmesini doğal bulabilir
Tapınak örneğinde bunun mülkiyeti korumak gibi pratik bir nedeni var ama gücün kötüye kullanılması riski de yüksek
Buna karşılık gemilerin tüzel kişiliği en pratik ve en az tartışmalı olanı. Bir nehre dava açmak gerçekçi değil ama bir gemi eve çarptığında geminin kendisine el konulabilmeli
Sadece hukuken belirli hak ve yükümlülükler vermeye yarayan pratik bir araçtır
Örnek: Polinezya'da balina koruması, Kanada'da bir nehre tüzel kişilik verilmesi
20. yüzyılın başlarında ABD'de çocuklar için olduğundan daha fazla hayvan çalışma koruma yasası vardı. Gelecekte doğanın tamamı hukuki özne olarak görülmeye başlanabilir
Şirketler insan sayılıyorsa, o zaman idam gibi cezalar da mümkün olmalı değil mi diye düşündürüyor
Gemiler hukuken ‘insan’ değil, eşya (in rem) olarak ele alınır
Mahkeme, malikle ilgisi olmaksızın doğrudan mülkün kendisini konu alabilir. Bu kavram İngiliz common law öncesinden beri var
Bu yüzden “United States v. 422 Casks of Wine” gibi eğlenceli dava adları ortaya çıkıyor
Şirket insan sayılıyorsa 13. Değişiklike (kölelik yasağı) aykırı olmaz mı?
Para ifade ise, Kongre'nin ticareti düzenleyebilmesi nasıl mümkün oluyor?
Sonuçta hukuk, golf sahasında üretilmiş bir mantık gibi hissettiriyor
Bazı eyaletlerde silahlar ‘tüzel kişiliği olan nesne’ gibi görüldüğü için, polisin el koyduğu bir silahı imha etmek istediklerinde mahkemede silahın avukatı hazır bulunmak zorundaydı
Bu yazıyı keyifle okudum
Bunu yapay zekaya uygularsak, gemilerin tüzel kişiliği sorumluluğu sınırlamak ve teşvikleri ayarlamak için oluşturulmuş bir araçtı
Buna karşılık nehir ya da tapınakların tüzel kişiliği daha çok doğayı koruma veya dini gerekçelerden kaynaklanıyor
Yapay zeka için de şirketler sorumluluktan kaçmak adına “bu bağımsız bir ajan” diyebilir
Sonuçta yapay zeka tüzel kişiliği, nehir ya da tapınak modelinden çok gemi modeline benziyor
İnsanlar LLM'lere duygusal bağ kurmaya başlarsa, gerçekten acı çekmeseler bile ‘acı ifade eden varlıklar’ olarak korunmaları yönünde bir hareket doğabilir
‘For Profit’ kitabını tavsiye ederim
Şirketlerin kökenini ve tüzel kişiliğin felsefi arka planını ele alıyor. Tarih ve hukuku birlikte anlamak için iyi bir kitap
İnsan olmayan tüzel kişilerin cezai ve hukuki sorumluluk kapsamının sınırlı olması önemli. Bu, AGI gibi bilinçli hesaplamalı özne tartışmalarıyla da bağlantılı
Kitap bağlantısı
Yeni bir yasa çıkmadan da gri alanlar kullanılarak bu mümkün olabilir
Ülkelerin çoğu Roma hukuku temelli medeni hukuk sistemini izliyor
“Tanrı'nın çok arkadaşı varsa, hangisi mahkemece temsilci (next friend) olur?” cümlesi bana Pratchett'in Small Gods kitabını hatırlattı
İlgili bir konuda, hayvanların gerçekten ceza yargılamasına çıkarıldığı örnekleri ele alan bir kitap önerilmiş
The Criminal Prosecution and Capital Punishment of Animals
Bazı bölgelerde polder arazileri tüzel kişiliğe sahip
Devletin denizi doldurarak oluşturduğu toprak, birçok kişiye satılıyor, vergilendiriliyor ve setlerin bakım sorumluluğu hukuken tanımlanıyor
Bu dini bir kavram değil, bir tür hukuki kurgu (fiction)
Su hakları (water rights) kavramının kendisi bile zaten yükümlülük taşıyan bir özne varsayıyor
Filozof Martha Nussbaum, ‘Happy’ adlı filin tüzel kişiliğini destekleyen bir amicus brief sundu
Bazı yargıçlar, filin bilinç ve duygulara sahip bir varlık olduğunu kabul ediyor ama bunu hukuken ilan etmenin toplumsal karmaşaya yol açacağını düşünüyor
Belki bir gün mümkün olur
İlgili deneme: What We Owe Our Fellow Animals