- E-posta yaşamaya devam edecek. Günün birinde kendi tarzına daha uygun bir mecraın (video/ses) olabilir ama e-posta evrenseldir. Hâlâ kral!
- Kişisel sesinle rekabet edebilecek kimse yok.
- Mesele ilişki kurmak; hepsi bu. Başka bir şey denemek, kendine ya da okuruna yalan söylemektir.
Bir projeyi, kariyeri ya da hayatı değiştirmek veya kurtarmak için gereken şey tek bir "ilişki"dir.
Öyleyse daha fazlasını üretmek gerekmiyor mu? İlişkiler, zenginlerle başarılı insanları da birbirinden ayıran şeydir.
- İnsan ol. İnsanlar spam'i tanır, satış konuşmasını da fark eder. Dürüst ve doğrudan iletişimi de anlarlar. Bültenler bu konuda özellikle iyidir.
"Be real. Be vulnerable"
- En iyi metrik yanıttır (Reply).
- Mükemmellik (Perfection) sinir bozucu ve sıkıcıdır.
- Kimse umursamaz. Umursamaları için onlara bir neden vermelisin. Onlardan 5 saniyelik dikkat kazanırsın. Sonra bir 5 saniye daha kazanırsın ve bunu tekrar edersin.
- Yeni bir fikrin varsa sadece başla. Olduğu yerde bırakmak ilişki kurmaz. Bir fikrin varsa onu hemen ortaya koy ve gönder. Gerekirse kursu (Course) sonra düzeltebilirsin. Her başarısızlık okurlar için eğlence olabilir, o yüzden hemen gönder (Ship)!
- Kürasyon önemlidir. Üretici çok fazla ama editör yeterince yok. Bu kıtlık değer yaratır.
- Kısalıkta cesaret vardır. Küçük olan şey düşünceli, zor ve değerlidir. Kitapların çoğu blog yazısı olmalıydı, blog yazılarının çoğu da tweet olmalıydı.
- Tutarlılığı koru. İnsan alışkanlıkların canlısıdır. Tutarlılığın işe yaramasının nedeni de budur. Okurların rutinlerinin bir parçası ol.
- Bültenin, sürecinin bir yan ürünüdür. Sürecini geliştirmeye odaklanırsan geri kalan her şey kendiliğinden çözülür. Tutarlılığı korumayı ve tükenmişlikten kaçınmayı burada öğrenebilirsin.
- Kelime sayısı değil, değer sun. Başkalarının sorunlarını çöz; ne kadar büyükse o kadar iyi. Bu sırada kendi sorununu da çözüyorsa daha da iyi.
- Aptal olma. Abonelikten çıkmayı kolaylaştır. Tıklama takibine saplanıp kalma, cevap ver. İnsanlar "opens" ya da "clicks" değildir.
- Bu e-postayı sadece tek bir kişi açar. Sen bir yayıncı değilsin. E-postanı okuyan ekranın etrafında bir kalabalık yok. Tek bir okura yazıyorsun.
- Umur ver (Give a Shit). Kaç kişinin bunu yapmadığı şaşırtıcı.
- Discovery is recovery. Binlerce konuyu ele aldın ama bunların yeni ve ilginç şekillerde nasıl kesiştiğini fark etmiyor olabilirsin. Yazdıklarını yeniden okursan her seferinde yeni bir şey keşfedersin.
- Herkese uyan tek bir beden yoktur. Ne yaparsan yap tüm okurları memnun edemezsin. Bu iyi bir şey. Dürüstlükle güven inşa edersen nefret de görürsün. Unutma: Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır.
- Başka bültenlerde seni neyin engage ettiğini değil, neyin mutlu ettiğini (Delight) takip et. Engagement birkaç cümle için iyidir ama Delight bir sonraki e-postayı bekleme duygusu yaratır. Muhtemelen yeterince sevinç üretmiyorsun; üretmelisin.
- Konu satırı, gönderen (From) satırı kadar önemli değildir. Güven, From satırını iyileştiren tek şeydir.
- Bülten bağlantını her şeye ekle. İlişki orada kurulur, bu yüzden onu çevrimiçi dünyanın merkezi yap. Değerli bir bülten oluşturduysan mümkün olduğunca çok okurun onu görmesini sağlamak senin görevin.
- En iyi bağlantıyı öne koy. Değerli olan şey hızla görülmeli. İlk bağlantı en çok tıklanandır. Okurların bültene geri dönmek istemesini sağlayacak kadar değer sun.
- Acımasızca kes. Bir projede ya da süreçte önce sil, sonra düzenle ve otomatikleştir. Doğru yapılandırılmış otomasyon zaman içinde oluşmalı; okurla ilişkiyi ya da içerik kalitesini feda etmemelidir.
- Beynin bir şeyi duyurmakla onu teslim etmek arasındaki farkı bilmez. Bültenlerde duyuru yapmak kolaydır ve baştan çıkarıcı bir içeriktir. Bir şeyi duyuran bir gönderi paylaştıysan, okurun gerçekten teslim alabileceği bir şey ekle (ör. ön satış).
- Abonelerinle buluş. Okurla yüz yüze görüşürsen yaptığın şeyin onların dünyasına nasıl oturduğunu daha iyi anlarsın. Bu da nasıl ve kimin için yayın yapacağını belirler.
- Gelir elde etmek bir yan üründür. Potansiyel müşterilerin için bir hizmet inşa edersen gelir zaten gelir. Onun peşinden koşmana gerek yok. Gelen ek sorumluluğu istemiyorsan bunu kabul etmek zorunda da değilsin.
- Kendi tarihini seç. Genel kitlenin istatistiklerinin dikte ettiğine göre değil, kendi alışkanlıklarına ya da stratejine en uygun biçimde ve zamanda gönder. Senin okurun başkalarınınkiyle aynı değil. Yayın takvimi üzerinde kontrol sende.
- Yorum ve referans iste. Yeni okurlar bu bültenle neden ilgilenmeleri gerektiğini bilmek ister. Nedeni, gerçek okurların yorumlarıyla göster.
- Daha fazlasını ücretsiz ver. Kuracağın ilişkiden daha değerli hiçbir şey yok. Projeler gelir geçer; başarılı olur ya da başarısız olur. Kitle (Audience) kalır. Onları çeken ve tutan şey, senin verdiklerin. Muhtemelen yeterince vermiyorsun.
- İlham (Inspiration) planlanmıştır. Buna iş (work) de denir. İşimizin, projelerimizin ve tüm hayatımızın ortak paydası zamandır. Takvimin seni tutarlı ve aklı başında tutmak için vardır. Bu, sürecinin temelidir.
- Oyun (Play) için de takvim oluştur. Sadece çalışıp hiç oynamazsan sıkıcı bir bülten çıkar. "Boş zaman kültürün temelidir." Boş zamanı planlamıyorsan ne kadar kültürlü ve ilginç olabilirsin? Yaratıcılar eğlence işinde olduklarını kabul etmek istemez ama aslında öyledir. Seni ne eğlendiriyor? Okuru ne eğlendirir? Bütün bunları biraz daha eğlenceli hâle nasıl getirebilirsin?
- Her gün üret (Create). Her gün yayınlamak zorunda değilsin ama üretmek, diğer her şeyi mümkün kılan alışkanlıktır.
- Tıkandığında farklı kısıtlar uygulamayı dene.
- Her zaman başkalarının kazançlarını kutla ve paylaş. Konunun amigo kızı ol.
- Unutmayı öğren (Unlearn). "Her şey değişir." Değişmeyen tek şey bu sözdür. Yeni bilgi geldiğinde, öğrendiklerini hemen bırakmaya hazır ol.
6 yorum
Her bir cümle gerçekten çok etkileyici.
İyi bir referans paylaştığınız için çok teşekkürler!!!
Her gün üretin (Create). Her gün yayımlamanız gerekmez, ama üretmek diğer her şeyi mümkün kılan alışkanlıktır.🤯 Profesyonel yazarların diğer sözleriyle de aynı çizgide gibi görünüyor. Bir şeyler üreten biriyseniz, istikrar şarttır.Kore'de sorun, email'in kendisinin pek yaygın kullanılmaması; ama yine de geliştiriciler email'i çok kullanıyordur, değil mi? Amerikalılar gerçekten email'i çok fazla kullanıyor gibi görünüyor. Okula giden tek bir çocuk bile varsa, email'i her gün kontrol etmek gerekiyor...
Bu sıralar Kore'de de e-posta bültenleri oldukça çoğalıyor; bu yüzden e-posta kullanımı eskisine göre artıyor gibi görünüyor.
Ne yazık ki okul tarafında ise e-postadan ziyade mobil uygulamalar ya da SMS mesajları daha çok kullanılıyor gibi görünüyor.
GeekNews Weekly yayımlayan biri olarak bakınca, birçok noktaya katılmadan edemiyorum; ayrıca şimdiye kadar izlediğim yöntemlerin belli ölçüde doğru olduğunu söyleyen, insanı takdir edilmiş gibi hissettiren bir yazı olmuş.
Ülke içinde de pek çok bülten ortaya çıkıyor; bence bunları örnek almak faydalı olabilir.
Bültenlerin para kazanma yöntemleri
Bültenler üzerine bir değerlendirme