15 puan yazan flowkater 2026-03-27 | 2 yorum | WhatsApp'ta paylaş

1. SaaS’ın öldüğü iddiasının arka planı

  • Son dönemde Claude Code, Copilot, Codex gibi yapay zeka kodlama araçları hızla gelişirken, “Artık yazılım birkaç satırlık prompt ile yapılabiliyorsa SaaS bitmiş sayılmaz mı?” iddiası güç kazanıyor.
  • Gerçekten de Reid Hoffman, Claude Code ile ilgili tek bir tweet’in SaaS hisselerini %5 aşağı çekebilecek kadar piyasaların bu anlatıya hassas tepki verdiğine dikkat çekiyor.
  • Ancak ona göre piyasa burada olguyu abartılı yorumluyor. Yapay zekanın yazılım üretim biçimini ciddi biçimde sarsması doğru, ama bunun doğrudan tüm SaaS sektörünün ölümü anlamına gelmediğini söylüyor.
  • Yani çıkış noktası “AI bir tehdit değil” demek değil; daha çok “tehdidin yönü yanlış okunuyor” eleştirisine yakın.
  • Onun asıl derdi net: Şu anda çöken şey SaaS’ın kendisi değil, son 20 yıldır işe yarayan eski SaaS oyun kitabı.

2. Eski SaaS hendeğinin (moat) zayıflaması

  • Hoffman’a göre geçmişte SaaS şirketlerinin yüksek marjlar elde edebilmesinin nedeni, istikrarlı bir ürün inşa edip bunu ölçekleyebilen mühendislik organizasyonunun kendisinin güçlü bir giriş engeli olmasıydı.
  • Başka bir deyişle, “Bu seviyede bir işlevselliği güvenilir biçimde hayata geçirip işletebilen bir ekibe sahibiz” demek başlı başına bir hendekti; bu yüzden %40-50 seviyesindeki marjlar da meşrulaşabiliyordu.
  • Ancak yapay zeka uygulama hızını artırdıkça, salt mühendislik iş gücünden gelen savunma gücü açık biçimde zayıflıyor.
  • Bu nedenle, son 20 yıldır SaaS’ı tanımlayan iş modelinin artık aynen sürmesinin zor olduğunu kabul ediyor.
  • Ama burada önemli nokta şu: Marj düşüşü ve hendeğin zayıflaması ölüm demek değil.
  • “Eski SaaS modeli çöküyor” teşhisi ile “Artık kimse yazılıma para ödemez” sonucu arasında büyük bir mantık sıçraması var ve Hoffman tam da bu sıçramayı sorunlu buluyor.
  • Yani AI, SaaS’ın ekonomisini yeniden kuruyor; ancak bu, doğrudan yazılım işinin ortadan kalkmasına gitmiyor.

3. Yazılım işine dair temel yanlış anlama

  • Hoffman’a göre birçok kişi yazılımı, “bir kez yapıldı mı işin bittiği bir kod paketi” gibi yanlış anlıyor.
  • Oysa gerçek kurumsal yazılım, basit bir kod çıktısı değil; bakım, doğrulama, güvenlik, uyumluluk, operasyonel istikrar ve sürekli iyileştirme gerektiren canlı bir sistem.
  • Örneğin biri “Şirketimizin CRM’ini ya da bordro sistemini de vibe coding ile yapamaz mıyız?” diyebilir; ama gerçek şirket ortamında güvenlik ve regülasyon riski ölümcül olduğu için bu kadar basit bir ikame mümkün değil.
  • Özellikle İK, bordro, ödenecek hesaplar, muhasebe ve kurumsal CRM gibi şirketin çekirdek işlerini yöneten sistemlerde, “çalışıyor olması” ile “işletilebilir seviyede olması” arasında çok büyük fark var.
  • Bu yüzden yalnızca prompt’larla işlev demosu oluşturmak ile, gerçek şirketlerin güvenip para ödeyebileceği bir sistemi işletmek tamamen farklı meseleler.
  • Hoffman bu noktada yapay zeka iyimserlerinin kod üretmenin kolaylığı ile ürün işletmenin zorluğunu birbirine karıştırdığını düşünüyor.
  • Sonuç olarak AI, yazılımı yapmayı kolaylaştırıyor; ancak yazılım işinin sorumluluk yapısını ortadan kaldırmıyor.

4. Yeni rekabet hendeği: AI üretkenliği (AI Generativity)

  • Hoffman’ın anlattığı asıl değişim “SaaS’ın yok oluşu” değil, rekabet hendeğinin merkezinin yer değiştirmesi.
  • Bundan sonra güçlü SaaS şirketleri, sadece özellik sunan şirketler olmaktan çıkıp, ilgili kategorideki işi yapay zekayla daha iyi yerine getirecek şekilde tasarlanmış sistemler sunan şirketler olacak.
  • Bunu AI üretkenliği (AI Generativity) kavramıyla açıklıyor. Yani ürünün içindeki AI’ın, o alanın belirli ihtiyaçlarını ne kadar iyi anlayabildiği ve tekrar tekrar daha iyi sonuçlar üretebildiği temel rekabet gücü olacak.
  • Örneğin bir CRM şirketini ele alırsak, yalnızca müşteri verisini depolayıp sorgulayan işlevlerle yetinmek artık zayıf kalacak.
  • Bunun yerine güçlü bir CRM’in şu tür unsurlara sahip olacağını düşünüyor:
    • satış iş akışlarını tekrar tekrar rafine eden akıllı ajan setleri
    • pipeline’ı bir insan analistten daha kapsamlı anlayan bir sistem
    • bu alan için özel tasarlanmış güçlü backend kütüphaneleri ve operasyon yapısı
  • Bu tür ürünler, basit bir CRUD SaaS’tan çok daha güçlü bir hendeğe sahip olabilir.
  • Sonuçta bundan sonraki yarış, “AI kullanıma alındı mı?” sorusundan çok, alana derinlemesine uyarlanmış AI sistemleri ürünün ana gövdesi haline getirildi mi? sorusuna bağlı.
  • Hoffman’a göre bu değişimi anlayan mevcut oyuncular evrilecek; anlamayanlar ise gerçekten gerileyecek ya da yok olacak.
  • Ancak bunun bile piyasanın hayal ettiği kadar ani olmayacağını, düşünüldüğünden çok daha yavaş ilerleme ihtimalinin yüksek olduğunu da ekliyor.

5. İş modelinin dönüşümü

  • Ürün yapısı değişirse ekonomik modelin de birlikte değişmesi çok olası.
  • Hoffman, klasik SaaS’taki koltuk bazlı abonelik modelinin tek model olmayacağını; ileride müşterilerin token bütçesi ya da hesaplama tüketimini önceden ödediği utility tipi modellerin daha yaygın görülebileceğini düşünüyor.
  • Örneğin AI-native bir CRM’de, fiyatlandırma açısından “kaç kullanıcı giriş yaptı?” sorusundan çok, sistemin gerçekte ne kadar hesaplama ve otomasyon yaptığı daha önemli bir ölçüt olabilir.
  • Yani abonelik yazılımı ortadan kalkmıyor; ama hesaplama tüketimi temelli ekonomik modele yeniden şekillenebilir.
  • Ona göre bu geçiş yeni görünse de aslında tarihte ilk kez yaşanmıyor.
  • Geçmişte on-premise yazılımdan cloud SaaS’a geçilirken de mevcut iş modelinin çökeceğine dair büyük korkular vardı; ama sonuçta piyasa bitmedi, aksine daha da büyüdü.
  • Bugün de benzer şekilde, “cloud SaaS → AI-native yazılım” türü bir dönüşümün henüz başındayız.
  • Bu yüzden asıl soru “SaaS ölüyor mu?” değil; yeni birim ekonomi yapısı ve değerin nasıl ölçüleceği ne olacak? sorusu.

6. Mevcut hendekler hâlâ geçerli

  • Hoffman, AI çağı gelse bile mevcut hendeklerin tamamen ortadan kalkmadığını özellikle vurguluyor.
  • Özellikle ağ etkileri, müşteri ilişkileri ve veri üstünlüğü gibi unsurlar hâlâ önemli; hatta bazı durumlarda daha da güçlü hale gelebilir.
  • Özellikle benzersiz veri kaynakları, AI bu veriler üzerinde eğitilip ayarlanabildiğinde eskisinden daha büyük değer kazanıyor.
  • AI sistemi bir şirketin belirli iş akışına ve operasyonel bağlamına göre yıllar içinde birikmiş verilerle ayarlandığında, müşteri lock-in’i eskisinden farklı bir boyut kazanıyor.
  • Yani AI’ın commodity haline getirdiği şey “hızlı kod yazabilme yeteneği”; müşteri ilişkileri, operasyonel veriler ve alan bağlamının tamamı değil.
  • Bu nedenle mevcut SaaS şirketlerinin halihazırda sahip olduğu müşteri tabanı ve veri varlıkları, AI çağında da güçlü bir başlangıç noktası olabilir.
  • Ayrıca Jevons paradoksuna da değinerek, yazılım inşa etme maliyeti hızla düşerse yazılıma olan talebin tersine büyüme ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor.
  • Yapma maliyeti düştükçe daha fazla problem yazılımla çözülmek istenir ve bunun sonucunda toplam pazar küçülmekten çok genişleme yönüne gidebilir.

Sonuç

  • Hoffman’ın vardığı sonuç net: SaaS ölmedi.
  • Ama ölmekte olan şey, “özellikleri ürüne dönüştürüp yüksek marjı koruyan eski SaaS oyun kitabı”na daha yakın.
  • Bundan sonra ayakta kalacak şirketler, AI’ı sadece bir araç olarak eklemekle yetinmeyip, kendi kategorilerindeki çekirdek işleri AI üretkenliği etrafında yeniden tasarlayan şirketler olacak.
  • Buna karşılık eski başarı formülüne yaslanıp AI çağında hendeğin nasıl yer değiştirdiğini anlayamayan şirketler yavaş yavaş gerileyebilir.
  • Yani bu yazının ana mesajı “yazılım endüstrisinin sonu” değil, yazılım işinin yeniden yapılanması.
  • Tek cümlede özetlemek gerekirse: SaaS bir cenaze değil, bir nesil değişimi yaşıyor. Ölen şey sektör değil, çağın değişimine uyum sağlayamayan oyuncular.

2 yorum

 
colus001 2026-03-27

SaaS kullanma nedeninin kendisi zaten “Bunu bizim yapmamız gerekiyor mu?” sorusu, “Biz bunu yapamayız” değil; o yüzden ortadan kalkacağını pek hissedemiyorum. Sadece grup yazılımlarına bakınca bile, hâlâ inanılmaz derecede geri kalmış şeylerin kullanıldığını görüyorsunuz.

 
aer0700 2026-03-28

Zorluğun ölçütü herkes için farklıdır ama mesele Jira’yı yapmanın zor olması yüzünden yapmamak değil; zaten alışık olunan bir Jira varken bunu neden yeniden yapalım diye düşünülerek yapılmıyordu sanırım. Tek tıkla Jira yapılabilen bir dönem... geldiğine göre, her şirketin kendine özel bir Jira yapıp kullanması da maliyet açısından fena olmayabilir mi diye düşündürüyor. Yine de biraz gereksiz gibi geliyor.