- Nijerya, Pakistan ve Ürdün gibi birçok ülkede siber suç yasalarının gazetecileri tutuklamak ve yargılamak için kullanıldığı vakalar yaygınlaşıyor
- Nijerya’da 2015 tarihli Cybercrime Act, yolsuzluk haberleri yapan gazetecileri gözaltına almak veya yargılamak için dayanak olarak kullanılıyor
- Bazı maddeler 2024’te değiştirilmiş olsa da, ‘yanlış bilgi yayma’ gerekçesiyle hâlâ en fazla 3 yıl hapis cezası verilebiliyor
- Nijer, Pakistan, Türkiye, Gürcistan ve Ürdün gibi ülkelerde de benzer yasalar, ‘sahte haber’ ya da ‘kamu düzenine tehdit’ gerekçesiyle basını kısıtlıyor
- Bu yasaların kötüye kullanımı, ifade özgürlüğü ve araştırmacı gazetecilik faaliyetleri üzerinde caydırıcı etki yarattığı yönünde uluslararası kaygılara yol açıyor
Nijerya’daki Cybercrime Act ve bası baskılama
- Mayıs 2024’te, Nijerya’daki araştırmacı gazetecilik odaklı bir kâr amacı gütmeyen kuruluşta çalışan gazeteci Daniel Ojukwu, silahlı polis tarafından tutuklanarak birkaç gün hücre hapsinde tutuldu
- Tutuklama gerekçesi, cumhurbaşkanlığı ofisindeki yolsuzluk iddialarını ele alan bir haberdi; kendisine 2015 Cybercrime Act’i ihlal suçlaması yöneltildi
- Söz konusu yasa başlangıçta internet dolandırıcılığı gibi suçlarla mücadele için çıkarılmıştı, ancak sık sık çevrimiçi medyayı kontrol etme aracı olarak kullanılıyor
- Özellikle Madde 24 (Section 24), ‘rahatsız edici veya uygunsuz yanlış bilgi paylaşımını’ yasaklayarak kötüye kullanıma açık bir alan yaratıyor
- 2019’da gazeteci Agba Jalingo, valilikteki yolsuzluk haberleri nedeniyle tutuklandı ancak 2024’te beraat etti
- Şubat 2024’teki değişiklikle bazı ifadeler çıkarılmış olsa da, hâlâ ‘hukuk düzeninin çökmesine ya da yaşamı tehdit etmeye yol açabilecek yanlış bilgilerin’ paylaşılması durumunda en fazla 3 yıl hapis cezası verilebiliyor
Uluslararası insan hakları kuruluşları ve uzmanların kaygıları
- Reporters Without Borders, muğlak yasa metinlerinin araştırmacı gazetecilerin haksız biçimde yargılanması için kötüye kullanıldığına dikkat çekiyor
- Kuruluş, “hükümetin yolsuzlukları ve yönetişim sorunlarını ortaya çıkaran medyayı bastırmaya çalıştığını” değerlendiriyor
- Amnesty International’a göre Ürdün’de 2023’te değiştirilen siber suç yasası kapsamında en az 15 kişi hakkında dava açıldı
- Suçlamalar arasında ‘sahte haber yaymak’ ve ‘toplumsal barışı tehdit etmek’ yer alıyor
- Gabrielle Lim (Toronto Üniversitesi Citizen Lab), “Bu tür yasalar yanlış bilgiyi sınırlamada çok az etkili oluyor, ancak hükümetlerin aleyhlerine olan içerikleri kontrol etme yetkisini genişletiyor” değerlendirmesinde bulundu
- Lim ayrıca, özgür demokratik ülkelerin de benzer yasa tasarılarını tartışmasının otoriter rejimlerin sansürü meşrulaştırması için kullanılabileceği uyarısında bulundu
Nijerya’daki ek vakalar
- Committee to Protect Journalists (CPJ) verilerine göre 20’den fazla gazeteci Cybercrime Act kapsamında yargılandı
- Suçlamalar arasında siber taciz, siber zorbalık ve hükümeti devirmeye teşebbüs bulunuyor
- Şubat 2024’te, bağımsız çevrimiçi yayın organı The Informant247’nin 4 gazetecisi, yolsuzluk iddialarına ilişkin haberlerin ardından tutuklanıp gözaltına alındı
- Genel yayın yönetmeni Salihu Ayatullahi, “Karanlık bir hücreye konuldum ve bu büyük bir psikolojik sarsıntı yarattı” diye anlattı
- 11 ay sonra dava, yetersiz delil nedeniyle düşürüldü
Hukuki ve toplumsal etkiler
- Dijital haklar avukatı Solomon Okedara, bu yasanın sivil toplum genelinde caydırıcı etki (chilling effect) yarattığını söyledi
- Davaların çoğu mahkûmiyetle sonuçlanmasa da, tutuklama ve yargılama sürecinin kendisi gazeteciler üzerinde baskı oluşturuyor
- Meslektaş gazetecilerin tutuklanması, araştırmacı gazetecilikten vazgeçmeye yol açabiliyor
Gazetecilerin tepkisi ve kararlılığı
- Ojukwu ve Ayatullahi, tutuklanmalarının ardından da kamu görevlilerinden hesap sorma kararlılıklarının güçlendiğini belirtti
- Ojukwu, “Yolsuzluğun sonu olmadığı gibi, benim haberlerim de durmayacak” diyerek Cybercrime Act’i basının önündeki bir engel olarak niteledi
- Nijerya medya dünyasında, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması ve yasanın değiştirilmesi gerekliliği hâlâ temel gündem maddeleri arasında yer alıyor
1 yorum
Hacker News görüşü
ABD federal düzenlemelerinde teknoloji kullanıldığında cezayı ağırlaştıran yasalar çoktur
1952'de telefonla dolandırıcılık yapmak daha ağır cezalandırılıyordu; 1982 tarihli Computer Fraud and Abuse Act (CFAA) ise bilgisayar kullanımı durumunda cezayı artırdı
Dolandırıcılık zaten yasa dışı olmalı, ancak kullanılan teknolojiye göre cezanın neden değişmesi gerektiği sorgulanıyor
Bu tür yasalar sık sık anayasaya da aykırı olabiliyor; örneğin 2006 tarihli Unlawful Internet Gambling Enforcement Act yasal kumarı bile yasaklamıştı, ancak 2018'deki Murphy v. NCAA kararıyla fiilen geçersiz hale geldi
Cezalandırma, caydırıcılık (deterrence) unsurunu da içerir ve teknoloji kullanımı zararın ölçeğiyle yakalanma olasılığı üzerinde büyük etki yaratır
Teknoloji suçun ölçeklenebilirliğini artırır ve anonimlik nedeniyle suçlu sayısının artmasına yol açma eğilimindedir
Bu nedenle teknoloji temelli suçlara daha yüksek ceza vermek tamamen mantıksız değildir
Araştırmalara göre yakalanma oranını artırmak, cezaları yükseltmekten daha etkili bir suç önleme yöntemidir
Avrupa'da polis sayısı ve mahkumiyet oranı daha yüksekken, ABD hapishanelere daha fazla bütçe ayırıyor
Telefon veya bilgisayar dolandırıcılığını yakalamak zor olduğu için ABD bir kez daha cezaları ağırlaştırma yönüne kaydı
Bilgisayarlar zarar tutarını hızla şişirebildiği için cezalar aşırı büyüyebiliyor
CFAA, başlangıçta hackleme veya DoS saldırıları gibi eylemleri mevcut yasalarla ele almak zor olduğu için çıkarılmıştı
Yeni teknolojilere dair korkuyu körükleyip “polisin bununla başa çıkamayacağı” gerekçesiyle sert yasalar geçirdiler
Zamanla bu teknolojiler gündelik hale geliyor, ancak yurttaşlar eskisine göre daha az hukuki korumaya sahip kalıyor
Bu, ABD'nin BM siber suç sözleşmesini imzalamayı reddettiğine dair bir yazı üzerine yürüyen tartışma
İlgili yazı, World Cybercrime Index ve Atlantic Council analizi da birlikte anılıyor
Bu sözleşme dünya genelinde elektronik delillerin toplanmasını ve paylaşılmasını zorunlu kılıyor ve üye devletlerin gerçek zamanlı trafik gözetimini dayatabilmesine imkan veriyor
Teknoloji sektörü ve insan hakları örgütleri bunu siber güvenlik araştırmalarını caydıracağı ve gözetim devleti yaratacağı gerekçesiyle eleştiriyor
Sözleşmenin kapsadığı suçlar arasında sistemlere izinsiz erişim, dinleme, veri değiştirme, DDoS, hackleme araçlarının satışı, çevrimiçi dolandırıcılık, CSAM, intikam pornosu ve benzerleri var
Bazı maddeler tartışmalı olsa da, ABD Anayasası'ndaki ifade özgürlüğünü (First Amendment) ihlal eden hükümler uygulanamaz
Ayrıca sözleşme ‘self-executing’ sayılsa bile, sonradan çıkarılan iç hukuk kuralları öncelikli olur
Bu tür yasalar gerçek anlamda siber suç yasaları olmaktan çok, iftira ve yanlış bilgi düzenlemelerini de içeren metinler
Sorunun özü teknoloji suçları değil, ifadeyi kısıtlayan hükümler
İnsanlar her türlü yasayı kötüye kullanabilir
Lyndon B. Johnson'dan alıntıyla, “Bir yasanın doğru uygulanmasından doğacak faydadan çok, yanlış uygulanmasından doğacak zarara dikkat etmek gerekir” deniyor
Hükümet yozlaşmışsa yasa sadece davranışı meşrulaştıran bir araçtır
Yazıda anılan Nijerya, Pakistan, Gürcistan, Türkiye ve Ürdün gibi ülkelerin yasayı ‘hukukun üstünlüğü’nden çok iktidarı sürdürme aracı olarak kullandığı söyleniyor
Avustralya'nın Güney Avustralya (SA) eyaletindeki Police Complaints and Discipline Act 2016, polisin kendisini soruşturabilmesine izin veriyor
Yazan kişi, eski eşinin erkek arkadaşı olan bir polis tarafından gözaltına alındığını ve insan haklarının ihlal edildiğini, ardından o polisin kendisini soruşturup akladığını söylüyor
Hatta başsavcıdan, “Bu olaydan bahsedersen seni yargılarız” diyen bir tehdit mektubu aldığını da belirtiyor
Hükümetin basını yasadışı hale getirmeye çalışması artık şaşırtıcı gelmezdi
Platformların merkeziyetsiz ve sansüre dayanıklı olması gerektiği düşünülüyor
Fediverse, IPFS, Matrix, DLive, SteemIT gibi girişimler oldu, ancak en büyük engel ağ etkisi
Mevcut platformlar da zaten sahte haber ve iftira sorunları yaşıyor; bu yüzden merkeziyetsiz yapının özel olarak daha tehlikeli olduğu düşünülmüyor
Hatta sansürsüz vatandaş gazeteciliğini ve Streisand etkisini mümkün kılıyor
Basın özgürlüğü endeksine bakınca yalnızca Yeni Zelanda'nın umut verdiği, ancak onun bile yurtdışı haberlerde engellenme riski taşıdığı söyleniyor
Bugün Meta, X ve YouTube gibi platformlar fazlasıyla yerleşik durumda; bu yüzden büyük çaplı bir göç neredeyse imkansız
Muhtemelen yalnızca bazı küçük topluluklar ayakta kalacak
Özgürlüğe saygı duyulsa da, bazı insanların her şeyi bozan bir ‘anti-Midas touch’ taşıdığı söyleniyor
“İyi niyetle yapılmış yasa” sözüne karşı alaycı biçimde “Tabii, kesin öyledir” diye yanıt veriliyor
“200 parlak mühendis ve pazarlamacı, araştırmayı görmezden gelip evrimsel bir dava uğruna savaşıyor” şeklinde hicivli bir yorum
Kurdukları proxy farm, sermaye ve bunların arkasındaki sayısız eleştiri konusu da anılıyor