- SaaS modeli bir zamanlar BT sektörünü 'yalnızca kullandığın kadar öde ve teknoloji yerine işe odaklan' vaadiyle ikna etmişti; ancak gerçekte müşterileri kilitleyen (lock-in) bir yapıya dönüştü
- Büyük sağlayıcılar müşteri memnuniyetinden çok sürekli aboneliği sürdürmeye ve veri toplamaya odaklanıyor; 'müşteri başarı yöneticileri' bile aslında müşteri kaybını önleme rolünden ibaret
- Sektör genelinde 'best practice' adı altında değişim ve inovasyondan kaçınılırken, sonuçta tek tip ve sıradan bir yazılım ekosistemi üretiliyor
- SaaS pazarı, 1980'ler Amerikan alışveriş merkezleri gibi aşırı denetlenen ve öngörülebilir bir yapıya dönüşerek, büyük platformların aynı anda hem ev sahibi hem mağaza rolünü üstlenmesine yol açtı
- Gerçek çözüm, herkesin kullandığı aynı sistem değil; kuruma uygun bilgi sistemleri kurmaktır ve bu, self-hosting gibi alternatif yaklaşımlarla mümkündür
SaaS modelinin vaadi ve gerçeği
- SaaS başlangıçta 'kullandığın kadar öde (pay as you go)' ve 'teknoloji yerine işe odaklan' idealleriyle BT operasyonlarında verimlilik vaat etti
- Kullanıcılar, sermaye ve zamandan tasarruf edebilecekleri ve teknoloji yönetimi yükünü azaltabilecekleri mesajıyla ikna edildi
- Ancak gerçekte Microsoft, Google, Intuit gibi büyük sağlayıcıların önceliği müşteri odaklılıktan çok müşteri bağımlılığı yaratmak oldu
- Her etkileşimden sonra müşteri memnuniyeti anketi yapılıyor, ama bu çoğu zaman büyük veri toplamanın bir başka aracından ibaret
- Anket sonuçları ikincil önemde; asıl istenen şey müşterinin kalması ve ödemeye devam etmesi
- Toplanan veriler yalnızca çeperde küçük iyileştirmeler için kullanılıyor
Müşteri başarı yöneticisinin paradoksu
- Neredeyse tüm SaaS şirketleri Müşteri Başarı Yöneticisi (Customer Success Manager) rolünü oluşturdu
- Bu kişiler hesaplara atanarak onboarding'e yardım ediyor ve müşteri kaybını önlemeye çalışıyor
- Buradaki 'başarı', kurumun gerçek başarısı değil; yalnızca ürünün yeterince fazla kullanılmasını sağlamak
- Müşterilerin faydalı bulduğu ürünler yapmak başlı başına kötü değil, ancak SaaS iş modeli zamanla müşteri başarısı yerine boyun eğme (submission) ve atalet (inertia) temelli bir yapıya dönüştü
- Belli bir noktadan sonra müşteri tabanı ve ürün o kadar büyüyor ki değişim imkânsız hale geliyor
Safety in Numbers - sayılarda güvenlik yanılgısı
- Birçok şirketin SaaS benimsemesinin nedeni 'herkes yapıyor' psikolojisi ve ağ etkileri
- Herkes kullanıyorsa, iyi ya da en azından yeterince iyi olan en düşük dirençli yol gibi görünüyor
- Ağ etkilerinin değeri var, ancak sayıların sağladığı güvenlik belli bir noktaya kadar geçerli
- Sayılar görünmeyen riskleri, özellikle black swan türü riskleri gizliyor
- Nadir ama yıkıcı riskler o kadar seyrek ve potansiyel olarak o kadar felaket boyutunda ki kimse gerçekten üstünde durmuyor
- Yedekleme, felaket kurtarma ve iş sürekliliği sistemleri tekil sistem arızalarına karşı koruma sağlayabilir, ama bağlam ve kurumsal bilgi kaybına karşı koruyamaz
- Asıl sorun kayıp değil, birikim
- Fazla sayıda program, API, entegrasyon ve sofistike sistem gibi görünen aşırı karmaşıklık
- Bağlamı geri getiren bir sistem yoktur; oysa başarılı kurumlar veriden çok bağlama dayanır
- Elinizde terabaytlarca veri olsa bile, neden tuttuğunuzu, ne anlama geldiğini ve nasıl kullanılacağını bilmiyorsanız bunun pek anlamı yoktur
Bilgi fazlalığı ve karar vermenin tuzağı
- Bilgi ve içerik sonsuz ve olasılıksaldır; zorunlu olarak öngörülebilir değildir
- Daha fazla bilgi daha iyi kararlar getirmez; çoğu zaman sadece daha fazla veri getirir
- Bu durum, bilinmeyene dair korku ve riski besler
- Karar vermeden önce her şeyi bilmek mümkün değildir; ancak bilinmezlik ve belirsizlikle karşılaşıldığında 'best practice' benimsemek rahatlatıcı bir güvenlik battaniyesi sunar
Undifferentiated Best Practices — farklılaşmamış en iyi uygulamalar
- Sektör genelinde 'best practice' şablonlarına körü körüne güven duyuluyor
- Best practice anlayışının sorunu, dünyanın değişmeyi bıraktığını varsayması
- Oysa gerçek dünyada hiçbir şey durağan değil; sürekli değişim, sürekli iyileştirme ve evrim gerekiyor
- Şablonlaşmış best practice'leri körü körüne benimsemek, en iyiye giden yol değil; sıradan ortalamaya giden yol
- 'Tekerleği yeniden icat etmeyelim' mantığı kötüye kullanılıyor
- Yani zaten çözülmüş problemleri çözmek için yeniden zaman ve emek harcamaya gerek olmadığı savunuluyor
- Pratikte bunun sonucu çoğu zaman yalnızca rakiplerle eşitliği (parity) yakalamakta iyi olmak
- Bu yaklaşım renksiz bir vasatlık (bland mediocrity) üretir ve gerçek farklılaşma ile ilerlemenin önünü keser
Bland and Generic Applications — tekdüze yazılım ekosistemi
- Ticari yazılım dünyasında binlerce kategoride binlerce uygulama var, ama yine de çoğu sadece not alma ya da takvim uygulamalarının başka bir varyasyonu
- Bazıları daha güzel ya da daha sezgisel gelebilir, fakat problemin tanımı ve yaklaşım biçimi benzer
- Yazılımın aynı çözülebilir sorunları tekrar tekrar çözmesinin nedeni, geriye kalan sorunların teknolojiyle çözülmesinin gerçekten çok zor olması
- İletişim ve iş birliği, dijitalleştirmeye direnen nüanslar ve inceliklerle dolu
- Bu yalnızca SaaS şirketlerine özgü değil; çoğu yazılım şirketi ürünlerini pazarlamak ve satmak için SaaS kervanına katıldı
- Ücretli üyeliğe çekmek için yalnızca yeterli işlev sunan ücretsiz sürümler
- Ardından gelen good, better, best seçeneklerinden oluşan standart üç abonelik paketi
- İletişim araçları eklemek, iletişimin kalitesini artırmıyor; sadece iletişim miktarını ciddi biçimde artırarak gürültü ve yorgunluk yaratıyor
Let’s Go to the Mall — SaaS ile 1980'ler alışveriş merkezi benzerliği
- SaaS, 1980'ler Amerikan alışveriş merkezleri gibi bir teknolojiye dönüştü
- Aşırı pahalı, öngörülebilir ve her alışveriş merkezinde neredeyse aynı ürünlerin bulunduğu bir yapı
- Bu dinamik bir pazar değil, çok sıkı denetlenen bir pazar
landlord platformu kuruyor; perakendeciler de bu mükemmel konuma akın ederek muazzam kârlar ve ölçek avantajı elde ediyor
- Alışveriş merkezi kiralarını karşılayabilen perakendeciler ise aşırı kontrol edilen bir deneyim sunuyor
- 1980'lerin alışveriş merkezleri cesur deneylerin ve risk almanın mekânı değildi; asıl risk kira sözleşmesini imzalamaktı
- Google ve Microsoft alışveriş merkezindeki mağazalar olmakla kalmıyor, aynı zamanda alışveriş merkezi deneyimini kontrol eden landlord rolünü de üstleniyor
- Apple kendi alışveriş merkezini işletiyor; daha parlak ama farklı değil
- Bugün fiziksel alışveriş merkezleri, Apple Store trafik çekmese hayalet şehre dönebilir
- Bir noktada kültür, alışveriş merkezi deneyiminden yoruldu ve bugün Amerika'nın dört bir yanında terk edilmiş alışveriş merkezleri var
- Bu model belli bir yere kadar işe yarıyor, ama modalar değişiyor
- Özenle seçilmiş ürünler sunan küçük dükkânlar ortaya çıkarak kalabalığı çekiyor
- Bilgi teknolojilerinin geleceği de buna çok benziyor
- Önemli olan herkesin sahip olduğu sistemin aynısına sahip olmak değil
- Önemli olan kendinize uygun bilgi sistemine sahip olmak
1 yorum
Hacker News görüşleri
Tüketicilerin yemek ya da kıyafetin "gerçek fiyatını" ödemek istememesi gibi, yazılımın gerçek bedelini ödemeye de isteksiz oldukları olgusu tartışılıyor
Eskiden Postman gibi araçlar tek seferlik $40'a satın alınabiliyordu, şimdi ise abonelik modeliyle aylık $30 ödenmesi gerekiyor
SaaS'ın her zaman en güncel sürümü kullanabilme gibi bir avantajı var
Ancak yazılım geliştirme özünde ekonomik olarak pahalı bir iş ve açık kaynak katkıcılarının ücretsiz emeği yüzünden bu değer küçümseniyor
Son 20 yılda muazzam miktarda yazılım üretildi ama yenilikçi atılımlar neredeyse hiç yaşanmadığı hissediliyor
Bilgisayar performansı 10-20 kat artmış olsa da, yazılımların aksine daha yavaş ve daha karmaşık hale geldiği belirtiliyor
Günümüz yazılımlarının çoğu zaman tüketiciye zorla dayatıldığı, veri toplama ve gözetim için kullanılan bir Truva atı işlevi gördüğü eleştiriliyor
Tüketiciler yemek, su ve barınma için para ödüyor ama yazılım için ödemek istemiyor
Yatırım ve ekip makul ölçekte olsaydı, basit bir curl GUI'si için Adobe seviyesinde ücret talep etmeye gerek kalmayacağı söyleniyor
SaaS'ın açık kaynak katkıcılarına daha fazla ödül vermediği de belirtiliyor
Şirketin zaten birden çok istemci arasında yer değiştirdiği ve Postman'ın da sonunda aynı yoldan gittiği ifade ediliyor
"AWS çöktü" tarzı aşırı tepkili yazıların ortadan kalkıp normal tartışmalara dönülmesi isteniyor
Geçmişte şirket içi sunucularla da işlerin gayet yürüdüğü ve bugüne kıyasla çok daha verimli olunduğu hatırlanıyor
Artık geliştiricilerin AWS'yi de anlaması gerektiği, güvenlik riskleri ve LLM'ler üzerinden bilgi sızıntısı konusunda da endişe duyulan bir döneme girildiği dile getiriliyor
Teknolojik ilerlemenin aksine distopik bir geliştirme ortamı yarattığı hissediliyor ve basit, sezgisel UX'e özlem duyuluyor
Çoğu şirket için e-posta, takvim, VPN, CRM gibi alanlarda "yeterince iyi SaaS" kullanmanın mantıklı olduğu savunuluyor
Google Workspace, HubSpot ve Power BI gibi araçların geçmişteki çevrimdışı ürünlerden çok daha iyi olduğu düşünülüyor
Küçük ekrana çok bilgi sığdırmanın zor olduğu kabul edilse de, yine de kullanımın hantal olduğu hissediliyor
SaaS'ta güvenlik özelliklerinin katman katman rehin gibi satılması eleştiriliyor
Kimlik avına düşmenin şirketin sorunu olduğu, bunun vendor'ın sorumluluğu olmadığı söyleniyor
SaaS tartışmalarında kaçınılmaz olan "korsan kullanım (piracy)" meselesi gündeme getiriliyor
Kurulum gerektirmemesi, benimsenmesini kolaylaştırdı
Fikri mülkiyet hırsızlığının yaygın olduğu, ama verinin nihayetinde özgürleşmeye meyilli bir yapıya sahip olduğu da ekleniyor
SaaS'ın kendisinin kötü bir kavram olmadığı, yalnızca gerektiği kadar ödeme yapılan bir yapı olarak mantıklı olabileceği açıklanıyor
Sorunun abonelik modelinin aşırıya kaçması ve vendor lock-in nedeniyle veri taşınabilirliğinin ortadan kalkması olduğu söyleniyor
AWS'nin "moat" stratejisinde olduğu gibi, kullanıcılar kendi oluşturdukları bağımlılıklar yüzünden sistemden çıkamaz hale geliyor
Bu nedenle çekirdek işlevlerin SaaS'a bağımlı bırakılmaması tavsiye ediliyor
SaaS'ın sadece olumsuz yönlerini vurgulamanın dengesiz olduğu belirtiliyor
B2B SaaS, rekabet sürdüğü sürece müşterilere büyük avantajlar sağlayabilir
Vendor'lar churn'ü önlemek için ürünlerini sürekli iyileştirmeye ve yeni özellikleri ücretsiz sunmaya motive olur
Buna karşılık eski tip şirket içi yazılımlarda bakım sözleşmelerinin pahalı ve kalitenin düşük olduğu hatırlatılıyor
Sonuçta alıcıların bir orta yol seçmek zorunda olduğu söyleniyor
Photoshop ya da AutoCAD gibi ürünlerde kısa süreli abonelik seçeneği olsaydı, bunun freelancer'lar için faydalı olacağı söyleniyor
Ama gerçekte aboneliği özgürce açıp kapatmak zor deniyor
Tek seferlik satın almanın yeterli olduğu vurgulanıyor
SaaS'taki temel lock-in'in iki unsurun birleşiminden doğduğu analiz ediliyor
Bunların birbirinden ayrılması (unbundle) gerektiği savunuluyor ve ilkinin Nix tarafından çözülebileceği açıklanıyor
Geriye kalan görevin, self-hosting tabanlı bir destek iş modeli kurmak olduğu söyleniyor
Bunun teknik olarak çözülebileceğine inanılıyor, ancak henüz uygulanmış bir örneği olmadığı ifade ediliyor