- Substack'ın 90/10 gelir paylaşımı yapısı, diğer platformlara kıyasla maliyeti yüksektir; popülarite arttıkça bu yük daha da büyür.
- Substack, sanki yazarın kendi okur tabanını bir gizli ağ etkisi ile oluşturuyormuş gibi pazarlama yapsa da, gerçekte yapı yazarın kendi markası yerine Substack markasını büyütmeye yöneliktir.
- “Substack'te yazmak” ifadesi yaygınlaştıkça, tekil içeriklerin kimliği ve bağımsızlığı zayıflar.
- Basın geçmişine sahip kişiler, Substack'in otorite, güven ve prestij sunduğuna inanır; ancak gerçekte bu sadece herkesin yazabildiği bir platformdur.
- “Substack'te yazmak” gibi bir markalaşma tuzağı kasıtlı bir stratejidir ve bağımsız yazarlar için mutlaka dikkat edilmesi gereken bir sorundur.
Substack, Marka ve Bağımsızlığın İkilemi
Substack'in Gelir Paylaşımı ve Marka Yapısı
- Substack'in 90/10 abonelik gelir payı ilk bakışta aşırı görünmeyebilir, ancak rakiplere kıyasla daha yüksektir ve popülerlik arttıkça maliyet büyür.
- Platform, yazar için hazır bir okur topluluğu yarattığı izlenimi verse de, aslında yazar Substack'in marka değerini artırır.
- Özellikle tanınmış gazeteci ve köşe yazarları Substack kullanmaya devam ettikçe, Substack'in kendisi “güvenilir bir medya” gibi algılanmaya başlar.
Substack'in Markalaşma Tuzağı
- Substack adı kısa ve çarpıcıdır; ama “blog” veya “bülten” yerine “Substack” adıyla tek bir marka ismi kullanılmasını sağlar.
- Gerçekte Substack'teki çoğu bülten, platforma özel ortak tasarım kullanır ve bireysel yazarın renklerinden çok Substack markası öne çıkar.
- Paul Krugman, The New York Times ile editoryal tarz farklılıkları, içerik kısıtları gibi nedenlerle yaşadığı anlaşmazlık sonrası Substack'te bağımsız yazmaya başladı.
- Krugman, Substack'te kendi sesini daha özgürce yansıtabildiği bir üretim ortamı deneyimledi.
- Ancak Substack'te aktif olsa bile, platform altında platform yapısı nedeniyle bireysel markaların geri planda kalmasının bir sınırı vardır.
- Terry Moran gibi uzun kariyerli gazeteciler de, kurumsal saygınlıklarını koruma psikolojisiyle Substack'i seçmeye meyillidir.
- Bu nedenle gazete ve televizyon gibi geleneksel medya geçmişine sahip kişiler Substack'te yazmayı, platformdan bir tür otorite ve güven duygusu bekledikleri için tercih eder.
- Kendi kendine yayıncılıkta genellikle güven seviyesi düşüktür; ancak Substack platformundan geçince itibar telafi etkisi hissedilir.
- Oysa Substack sadece herkesin yazabildiği bir alandır ve gerçek bir “prestij” verilmez.
- Substack'in serbest politikası avantajdır, ancak bu aynı zamanda platformun kendisinin net bir hiyerarşi veya doğrulama sistemi sunmadığını da gösterir.
Markalaşma Karmaşası ve ‘Substack'te Yazmak’ İfadesinin Sorunu
- NPR röportajlarında Paul Krugman gibi ünlü yazarlar “Substack'e bağlı yazar” olarak tanıtılmaya başlanmaktadır.
- WordPress, Ghost, Beehiiv, Movable Type gibi platformlarda bu tür bir platform-yazar bağımlılık algısı neredeyse yoktur.
- Bu tür bir **“yazarın platforma bağımlı olduğu yapı”**yu kasıtlı olarak sadece Substack oluşturur.
Sonuç: Bağımsız Yaratıcının Sınırı
- Substack'in hedefi, yazar markasının Substack'e bağımlı olmasıdır.
- Gerçekten bağımsız bir yaratıcıysanız, Substack'in markalaşma tuzağına düşmemek için kendi markanızı ve bağımsızlığınızı korumaya yönelik bir strateji benimsemelisiniz.
Henüz yorum yok.