- New York Times, AP, Newsmax gibi büyük medya kuruluşları Savunma Bakanlığı’nın yeni basın kurallarını imzalamamaya karar verdi
- Bu kuralların Anayasa’nın güvence altına aldığı basın özgürlüğünü ihlal etme riski taşıdığı yönünde eleştiriler var
- Savunma Bakanlığı ise söz konusu kuralların sağduyulu basın işlemleri prosedürü olduğunu savunarak, imzayı reddeden muhabirlerden giriş kartlarını iade etmelerini ve ofislerini boşaltmalarını istedi
- Sahadaki muhabirler, kuralları kabul etmenin hükümet tarafından onaylanmamış bilgilerle ilgili haber takibini ulusal güvenlik tehdidi saymayı kabul etmek şeklinde yanlış yorumlanabileceğinden endişe ediyor
- Son dönemde Trump yönetiminin basına baskı örnekleri artarken, ABD’de medya ile hükümet arasındaki gerilim daha da görünür hale geliyor
Büyük medya kuruluşlarının Savunma Bakanlığı kurallarını reddetmesi
- New York Times, AP, Newsmax gibi çeşitli medya kuruluşları, Savunma Bakanlığı’nın yeni sunduğu basın erişimi ve haber takibine ilişkin kuralları imzalamayacaklarını açıkladı
- Bu kuruluşlar, söz konusu kuralların Birinci Değişiklik’in güvence altına aldığı basın özgürlüğünü ihlal ettiğini ve sıradan haber toplama faaliyetlerini bile cezalandırılabilir hale getirebileceğini belirtti
- Washington Post, The Atlantic ve Reuters da bu reddiye katıldı
Savunma Bakanlığı’nın tutumu ve yanıtı
- Savunma Bakanlığı sözcüsü Sean Parnell, “Bu kurallar yalnızca politikaların anlaşıldığını teyit etmeye yönelik sağduyulu bir idari prosedür” görüşünü savundu
- İmzanın onay değil, politikaların farkında olunduğunun teyidi olduğunu vurguladı
- Kuralları anladığına dair imza vermeyen muhabirlerden Pentagon giriş kartlarını iade etmelerini ve ofislerini toplamalarını istedi
- Bunun “ordu ve ulusal güvenlik için en iyisi” olduğunu ileri sürdü
- Savunma Bakanı Hegseth, muhabirlerin kuralları kabul etmediğine işaret ederken, internette medyanın “aşırı tepkisini” sorun olarak dile getirdi
Tartışmanın ana başlıkları
- Yeni kurallara göre gazeteciler Savunma Bakanlığı içindeki geniş alanlara girerken mutlaka refakatçi (escort) eşliğinde bulunmak zorunda ve Savunma Bakanı’nın onaylamadığı bilgileri sorarlarsa erişim yetkileri iptal edilebilir
- Trump yönetimine görece yakın duran Newsmax gibi kuruluşlar bile “talebin gereksiz yere ağır olduğunu” açıkladı
- Muhabirler, bunun “hükümetin onaylamadığı konuları sormanın ya da aktarmanın doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olduğu yaklaşımını kabul eden bir imza” şeklinde yorumlanabileceğinden kaygı duyuyor
Medya dünyası ve uzmanlardan tepkiler
- Yale Üniversitesi Medya Merkezi Direktörü David Schulz ve diğerleri, “Muhabirler zaten kimlik kartı taşıyor ve gizli bilgilere erişmiyor ya da bunları haberleştirmiyor” noktasını vurguladı
- Pentagon Press Association, “Politika getirmek yasal sınırlar içinde bir haktır, ancak muğlak ve anayasaya aykırı olabilecek kuralları anladığını teyit etmeyi istemek uygun değildir” diyerek eleştiride bulundu
- Times’ın Washington büro şefi Richard Stevenson, “1 trilyon dolara ulaşan savunma bütçesini vergileriyle finanse eden halkın bilgi alma hakkına” değinerek basının rolünü vurguladı
Son dönemdeki basın baskısı ve bağlam
- Trump yönetimi, çeşitli medya kuruluşlarına karşı dava açma, bütçe kısıtlama ve erişim sınırlandırma gibi farklı yollarla basına baskı uygulamaya çalışıyor
- ABC News ve CBS News gibi kuruluşlar ilgili davaları uzlaşmayla sonlandırırken, New York Times ve Wall Street Journal gibi kuruluşlar hâlâ dava altında
- Voice of America ve Radio Free Europe/Radio Liberty gibi devlet tarafından işletilen medya hizmetlerinin bütçelerini küçültme girişimleri de bulunuyor
Sonuç
- Savunma Bakanlığı’nın bu adımı, ABD’de medya ile devlet kurumları arasındaki güven ve bilgiye erişim sorununu yeniden gündeme taşıyor
- Önümüzdeki dönemde basın özgürlüğü, ulusal güvenlik ve halkın bilgi alma hakkı arasında denge kurulmasına ilişkin tartışmaların daha da büyümesi bekleniyor
1 yorum
Hacker News görüşleri
ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Sean Parnell’ın gazeteciler için "tamamen dağıldıkları ve internette mağdur numarası yaptıkları" yönünde konuşmuş olmasını ilginç buluyorum; bu tür bir dilin artık sadece yaşadığım yerde (Macaristan) değil, her yerde görünür hale geldiği hissine kapılıyorum. Eskiden bizim siyasetçilerde bile böyle bayağı bir üslup göreceğimi düşünmezdim, ama bugünlerde iktidardakiler bu tavrı gizleme gereği bile duymadan sergiliyor gibi. Belki küçük bir mesele sayılabilir ama halka bu kadar açık biçimde tepeden bakan insanların gerçekten halkın çıkarlarını temsil etmeye uygun olup olmadığı şüpheli.
Geri adım atmamaları gerçekten sevindirici; pek çok kurumun daha baştan kurallara boyun eğdiği bir ortamda, daha iyi davranış için olabildiğince çok örneğe ihtiyaç var.
Ekonomik açıdan bakınca bu karar mantıklı; kurallara uyan medya kuruluşları fiilen sadece hükümetin basın bültenlerini yeniden iletmiş olacak, bunun için ayrı personel tutmaya gerek yok.
Medya kuruluşlarının dava açıp açamayacağını ve kazanma şansları olup olmadığını merak ediyorum. Anayasada hükümetin basına erişim vermek zorunda olduğuna dair bir hüküm olmadığını biliyorum, bu yüzden nihayetinde kaybedecekleri yönünde bir hissim var. Ama sadece belirli medya kuruluşlarına erişim verilip diğerleri dışarıda bırakılırsa, ifade özgürlüğünün sansürlendiği yönünde bir argüman uygulanabilir gibi geliyor. Bu konuda daha uzman bir görüş duymak isterim.
Newsman’in listede yer alması beklenmedik oldu.
Bu, basına yönelik topyekûn bir saldırı gibi hissettiriyor.
Gerçekte imzalanması istenen kural metnine ya da resmî belgeye bağlantı olup olmadığını merak ediyorum. Haberdeki "yeni kurallar" bağlantısı tam metni göstermiyor. Sadece bir tarafın tepkisini görmek faydalı olsa da, asıl belgeyi doğrudan incelemek istiyorum.
Basın sadece şirket mesajlarını tekrarlayacaksa birden fazla medya kuruluşunun haber yapmasına hiç gerek kalmaz. "Propaganda Inc." diye bir şirket kurarsınız, içerik kopyalanır, geri kalan muhabirler de sadece spin yapar.
Asıl merak ettiğim, bu yeni kuralları kimin imzaladığı.
Sanki mevcut hükümet otoriterleşmeyi ışık hızında yürürlüğe koyuyormuş gibi geliyor. Ama gerçekte ne amaçladıkları ya da uzun vadeli bir planları olup olmadığı da net değil. Seçim sistemi değişmezse sonsuza kadar iktidarda kalamazlar, ama bir yandan da denetimi ve ahlaki standartları zayıflattıkları için sonunda kendileri de bunun zararını görecek gibi. Dünyanın en güçlü ülkesini yöneten insanların Twitter’da trollük yapıyormuş gibi davranmasını duymak bile insanı yoruyor.