Konumu 'İran' olan kullanıcılar siliniyor
(gist.github.com/avestura)- İranlı bir yazılım mühendisi, uluslararası yaptırımlar nedeniyle çeşitli küresel BT hizmetlerinde yaşadığı ayrımcı deneyimleri paylaşıyor
- Microsoft Store, Notion, GitHub, GitLab gibi platformlarda hesap ve verilerinin silinmesi veya erişimin kısıtlanması deneyimlerini anlatıyor
- Bunun şirketlerin kötü niyetinden değil, hukuki ve siyasi kısıtlamalardan kaynaklanan bir sonuç olduğunu vurgularken, kullanıcılara empati ve özen gösterilmesi gerektiğini savunuyor
- Yorumlarda, İranlıların göç etme ve yurt dışında iş bulma zorlukları, ayrıca Batılı BT hizmetlerine erişim engellerinin sıradan İranlılar üzerindeki etkisi ayrıntılı biçimde tartışılıyor
- Birçok kullanıcı self-hosted araçlara, Batı dışı hizmetlere, Çin ekosistemine geçişe ve küresel BT erişilebilirliğinin sınırlarına dair deneyimlerini paylaşıyor
Genel Bakış
Bu yazı, İranlı bir yazılım mühendisinin uluslararası yaptırımlarla ilgili gerçek deneyimlerini aktarıyor. Kendisi, çeşitli küresel BT hizmetlerinde yalnızca İranlı bir kullanıcı olduğu için hesap silinmesi, veri kaybı, erişim engeli gibi çeşitli mağduriyetler yaşadığı örnekleri somut biçimde paylaşıyor. İçerik, hızla değişen küresel BT ortamında siyasi ve hukuki meselelerin bireysel geliştiriciler ve teknik çalışanlar üzerinde nasıl gerçek etkiler yarattığını ayrıntılı biçimde gösteriyor.
Microsoft'ta hesap silinmesi deneyimi
- Öğrenciyken Microsoft Imagine aracılığıyla bir Microsoft Store geliştirici hesabı alıp EyesGuard adlı açık kaynak projesini yayımlıyor
- Bir gün uygulama, geliştirici hesabı ve tüm kullanıcı yorumları haber verilmeksizin siliniyor
- Müşteri desteğine başvursa da yanıt alamıyor; neden açıkça belirtilmese de bunun İran'a yönelik yaptırımların etkisi olduğu düşünülüyor
Notion'da verilerin silinmesi
- Notion'ı ana not yönetim aracı olarak kullanırken, İran'da yaşayan tüm kullanıcıların verilerinin önceden haber verilmeden silinmesi durumunu yaşıyor
- Şirket bunun yaptırımlar nedeniyle olduğunu söylüyor, ancak ileride İran'dan ayrılsa bile verilerin geri getirilemeyeceğini bildiriyor
- Bunun üzerine kendi barındırdığı Siyuan çözümüne geçiyor
Diğer hizmetlerde yaşanan ayrımcı deneyimler
- Grepular sitesine erişmeye çalıştığında, “İran Rusya'ya drone sağladı” gerekçesiyle İran IP'lerinin tamamen engellendiğini bildiren bir mesaj görüyor
- İran halkının gerçekte rejimin kararlarını desteklemediğini ve hükümet ile halkın birbirinden ayrılması gerektiğini anlatan bir e-posta da gönderiyor
- GitHub bir dönem İranlı kullanıcıların kişisel depolarına erişimi engellese de daha sonra ABD hükümetinden alınan lisansla erişimi yeniden açıyor
- Buna karşılık GitLab, İran IP'siyle erişim geçmişi bulunan tüm hesapları hâlâ engelliyor
Ek kısıtlamalar ve hizmet engeli örnekleri
- Bulut platformları (AWS, GCP, Azure), eğitim hizmetleri (coursera, udemy vb.), ödeme yazılımları (Stripe, Paypal vb.) da İran içinde tamamen kullanılamıyor
- Başlıca BT hizmetlerinin büyük bölümünün İran'da engelli olduğuna dikkat çekiliyor
Hissettikleri ve çıkarılan dersler
- Şirketlerin bunu müşterilerinden nefret ettikleri için değil, hukuki kısıtlamalar yüzünden yaptığını kabul ediyor
- Ancak hizmet engelinin zorunlu olduğu durumlarda, sadece basit bir koşul ifadesiyle değil, kullanıcılara empati temelinde daha dikkatli karar verilmesi gerektiğini söylüyor
Son notlar ve tutum
- Yazı, İran hükümetine uygulanan yaptırımların kaldırılması çağrısı değil
- Yazar, İran rejiminin eylemlerini desteklemediğini; aksine rejim yüzünden zarar gören İran halkının ilk mağdurlar olduğunu vurguluyor
- Yakın çevresinden birinin protestoya katıldığı için silahla tehdit edilmesi gibi, sahadan canlı örnekler de paylaşıyor
Geliştirici topluluğu ve dış yorumların özeti
- “İran'dan ayrıl” tavsiyesine karşı, göçün gerçek hayattaki zorlukları (zayıf para birimi, düşük pasaport itibarı, vize retleri, yurt dışı iş ve eğitim kısıtları vb.) ayrıntılı biçimde dile getiriliyor
- Yaptırımlar nedeniyle hizmet erişiminin engellenmesinin, rejimin kararları ile halkın iradesi arasındaki kopukluktan doğan bir adaletsizlik olduğu yönünde empati de görülüyor
- Self-hosting, açık kaynak alternatifler (Forgejo, Gitea vb.) kullanarak veri koruması ve hizmet sürekliliği sağlanması yönünde öneriler paylaşılıyor
- Sadece sınır ötesindeki kullanıcıların engellenmesi değil, teknoloji ekosistemi içindeki çeşitlilik ve küresel iş birliğinin sınırları da vurgulanıyor
Diğer tartışmalar ve ek örnekler
- Yaptırımlar nedeniyle SourceForge (ABD merkezli) üzerinden yazılım kurulmasının engellendiği gerçek iş örnekleri de paylaşılıyor
- BT işi, kariyer ve finans gibi çeşitli alanlarda yalnızca İranlı olmak nedeniyle yaşanan çok sayıda ayrımcı deneyim gündeme geliyor
- Bazı kullanıcılar Avrupa, Çin gibi ABD dışı ekosistemlerin büyümesini alternatif olarak öneriyor
- Web3 için de “teoride ayrımcılığın daha az olduğu, ama pratikte yaptırımlardan kaçınma gerekçesiyle yine engellenebildiği” görüşü aktarılıyor
- “Siyasetin siyasete karşı mücadelesinde zararı yine halk görüyor” düşüncesine Afganistan, Azerbaycan, Nijerya gibi başka ülkelerden kullanıcıların da katıldığı görülüyor
Sonuç
- Uluslararası yaptırımların pratikte sıradan BT çalışanları ve startup geliştiricileri için geniş kapsamlı kısıtlamalar, ayrımcılık ve belirsiz mağduriyetler yarattığı somut deneyimlerle ortaya konuyor
- Bu yazı, şirketler ve hizmet işletmecileri için, ülke bazlı kullanıcı engeli uygulanırken arka plandaki insanları ve hikâyeleri yeterince dikkate almak gerektiğine işaret ediyor
- Aynı zamanda küresel BT ortamındaki hukuki ve siyasi riskleri, ayrıca farklı alternatif ekosistemlerin ve öz savunma yöntemlerinin gerekliliğini hatırlatıyor
1 yorum
Hacker News görüşleri
Herkes, bir ABD şirketi İran’la iş yaparsa para cezası ödemek zorunda kalacağını biliyor; ama açıklanan şey bununla sınırlı değil. Bir Amerikalı, yaptırım uygulanan kişi ya da ülkelerle (İran, Kuzey Kore vb.) işlem yaptığını fark ettiğinde durum çok daha ciddi hale geliyor. 1 milyon dolarlık para cezası ve 20 yıla kadar hapis gibi çok büyük bir risk, gerçekten de ilgili çalışanlar, yöneticiler ve bu işlemi bilen herkes için kişisel risk olarak geçerli oluyor. Bu risk yüzünden şirket açısından iletişimi kesmek ve verileri silmek gibi adımlar atmaktan başka çare kalmıyor. Ben de o durumda olsam aynı seçimi yapardım. Bu tür deneyimlerin yaşanma nedeni bu.
Bu açıklamanın kısmen doğru ama eksiksiz olmadığı görüşü. OFAC (ABD Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) bazı faaliyetlere General License ile izin veriyor. GitHub örneğinde olduğu gibi özel izin de alınabiliyor. Sonuçta İran pazarından elde edilebilecek gelir ya da kullanıcı sayısı pratikte neredeyse yok; dolayısıyla bu riski almaya değmiyor. Hukuk ekipleri genelde temkinli davranıyor ve ürün sorumlusu özellikle ısrar etmedikçe kimse gereksiz risk almak istemiyor. Sonuç olarak en küçük riski bile gerekçelendirmek zor olduğundan engelleme yaşanıyor.
Ben de eskiden benzer bir mantığı destekliyordum, ama Microsoft yazılımı kullanmaya çalışan savaş suçu araştırmacılarının bile aynı şekilde engellendiğini görünce bu mantığı sorgulamaya başladım.
ABD hapishaneleriyle ilgili şakaların HN’de fazla doğal biçimde ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu tür hapishaneler medeni bir ceza sisteminin simgesi ya da sağlıklı bir toplumun örneği değil.
Doğru seçimi yapmak istiyorsanız, bence bir tür “makul inkâr edilebilirlik” gerekir. İran IP’lerini engelleyip VPN’i engellemezseniz, hem yaptırımlara uyabilir hem de yaptırım altındaki ülkelerdeki kullanıcıların yazılımı kullanmasına imkân tanıyabilirsiniz.
"pounding-in-the-ass" ifadesini kullanmaya devam etmek gerekip gerekmediği sorgulanıyor. Gerçekte bunun yaygın olmadığı kanıtlanmışken, bu tür ifadeler ve şakalar sanki bazı grupların mağduriyeti komikmiş gibi kullanılıyor. Evliliğin serbest olduğu ülkeler bile varken, tarihten kalma bu tür kalıntıların sürmesi tuhaf.
“İran IP’sinin engellenmesi, Rusya’ya drone sağlayıp sivillerin katledilmesine yardım etme kararınız yüzünden” şeklinde bir mesaj var; ama “sizin kararınız” ifadesi bana son derece rahatsız edici geldi. Yaptırım yasalarının böyle olduğunu biliyorum, ancak sıradan bir ülke vatandaşını kendi hükümetinin yaptıklarından sorumlu tutmak temel empati eksikliği. Biz de kendi hükümetimizin her davranışını desteklemiyoruz ve yabancılar bize böyle bir sorumluluk yüklese rahatsız oluruz.
O yorumu yazan kişi Amerikalıysa, bu epey ilginç bir durum olurdu. Çünkü ABD, İran’ın siyasi durumunu güçlü biçimde etkilemiş bir ülke.
Bir gün bir hizmette “ABD IP’leri, İsrail’e silahlı destek verip sivillerin katledilmesine yardım ettiği için engellendi” gibi bir mesaj görmeyi bekliyorum.
Vatandaşlara hükümetlerinin sorumluluğunu yükleyen mantığın gerçekten mantıksız olduğu düşünülüyor. “Vatandaşlar devrim yapsın o zaman” gibi basit fikirler gerçeği görmezden geliyor. Bugün herkesin ses çıkarabildiği bir dünyada bu tür irrasyonel tartışmaların kaçınılmaz olduğu düşünülüyor.
Yaptırımlar yüzünden haksızlığa uğradığını anlatan biriyle ilgili bir yazıya böyle yorumlar yazmanın ne anlam taşıdığını bir kez daha düşünmek gerektiği söyleniyor.
Blog yazarı silah satışı yüzünden eleştirilen bir ülkeden gelirken, benzer durumdaki bizim böyle konuşmamız özellikle daha da ikiyüzlü geliyor.
Batı dünyasının İran, Çin gibi başka ülkeler söz konusu olduğunda “İranlılar”, “Çinliler” diyerek tüm halkı hedef alıp sorumlu tuttuğu, ama kendi taraflarında sorun çıkınca “ABD hükümeti”, “bu yönetim”, “Nazi Almanyası” gibi ifadelerle suçu kuruma ya da belirli rejimlere yüklediği çifte standardın hep ilginç olduğu söyleniyor.
grepular.com'un Birleşik Krallık kökenli olması da ilginç bulunuyor. Herkes onu sömürgecilik yüzünden sorumlu tutsa ne hissedeceği merak ediliyor. Devlet politikaları nedeniyle erişimi yasal olarak engellemekle, bir kişinin özellikle IP engeli koyarak sorumluluk yüklemesi farklı şeyler gibi geliyor.
Gündelik dilde devletle halkı ayırmadan konuşmak çok yaygın. Örneğin bir Fransız Amerika’dan söz ederken sadece les Américains der, bir Alman da Fransa’dan söz ederken die Franzosen diyebilir. “Bu hükümet” gibi ifadeler daha çok iç siyasi bağlamlarda kullanılır. “Nazi Almanyası” ise ancak belli bir rejimi ayırmak gerektiğinde özellikle söylenir.
Kolektif sorumluluk kavramının II. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk olarak Almanlara uygulandığı söyleniyor.
İran’da yaşamanın teknik olarak her iki taraftan da engellenmek anlamına gelmesinin en acı deneyim olduğu söyleniyor. Bir yandan devlet güvenlik duvarını aşmanız, öte yandan hizmet sağlayıcılardan IP’nizi gizlemeniz gerekiyor. Yine de tek avantajı, İran’daki sıradan bir büyükannenin bile VPN protokollerini iyi kullanan bir “ağ mühendisi” kadar deneyimli hale gelmesi.
VPN kullanımının İran makamlarınca tespit edilmeyeceğinin garantisi yok. VPN’i özensiz kullanmak tersine daha tehlikeli olabilir.
Eskiden VPN kurmak için teknik beceri şarttı; bugün ise reklam engelleme kadar yaygınlaştığı için, konuya hâkim olanlar açısından etkisi eskisi kadar güçlü gelmiyor.
Bu tür mesajlarla sık sık karşılaşan biri olarak, hukuken zorunlu olmasa bile neden şirketlerin ya da bireylerin gönüllü olarak “kötü ülkelerden” gelen kullanıcıları IP’ye göre engellediğini hep merak ettim. Bu mesajlarda genellikle “siz katil ve tecavüzcüsünüz, o yüzden sizden nefret ediyoruz” havası oluyor. Böyle mesajları görüp siyasi duruşunu değiştiren bir örnek hiç görmedim; aksine yalnızca daha çok düşman edinen insanlar gördüm. Bu yüzden, yabancı otoriter rejimleri devirmeyi hayal edenler varsa, insanlara daha nazik davranmalarını ve sadece IP’ye bakarak karşı tarafın davranışını ya da düşüncesini varsaymamalarını tavsiye etmek isterim. Rusların ya da İranlıların sık kullandığı iyi bir hizmet, tek bir hakaretten çok daha büyük etki yaratır. Gerçekten değişim isteniyorsa doğru yaklaşımın bu olduğu düşünülüyor.
Ben de bir hizmet işletmecisi olarak ülke bazlı geniş çaplı engellemeleri düşünüyorum. Hizmetim küresel bir iş olmadığı için bazı ülkeleri tamamen engellemenin zararı fiilen sıfıra yakın. Buna karşılık saldırgan havuzunu, özellikle DDoS girişimlerini, azaltma etkisi belirgin.
“Bombalar yakınıma düşse ve arkadaşlarım ya da tanıdıklarım ölse, şu anki düşüncelerimin çok hızlı değişeceğinden eminim.”
Burada insanların siyasi görüş değiştirmesinin beklenmediği, bunun sadece nefretten kaynaklandığı yorumu yapılıyor. İnternette siyaset yapanlar, ahlaki gerekçelerle ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını paketliyor. “Hükümetin kötü şeyler yaptı, o halde vatandaşlar da sorumlu” mantığı klasik bir bahaneye dönüşmüş durumda.
“IP’ye göre bir ülkeyi toptan engellemek kötü ülkelerdeki insanlar yüzünden” ayrımının yanlış olduğu görüşü var. Aslında kötüye kullanım trafiği bazı ülkelerde ya da ASN’lerde yoğunlaşıyorsa, teknik olarak tamamını engellemek tek tek filtrelemekten çok daha verimli. Özellikle o ülkeden ticari bir kazanç yoksa bu daha da anlamlı. Elbette siyasi ya da kişisel nedenlerle tüm ülkeyi engelleyen örnekler var ve buna eleştirel bakıyorum; ama deneyimime göre gerçekte çoğu engelleme kötüye kullanım önleme amacıyla yapılıyor.
İranlı eğitimli insanların çoğu kendi hükümetinden nefret ediyor. Devrimin zor olmasının nedeni, hükümetin şiddet araçlarını tamamen kontrol etmesi ve ordunun with Devrim Muhafızları’nın rejime sadık olup sivilleri öldürmekte hiçbir tereddüt göstermemesi olarak görülüyor. Böyle bir ülkede yaptırımlarla sıradan vatandaşın acısını artırmanın temel değişim yaratmayacağı düşünülüyor. Bunun yerine orduyu kazanmak ya da silahlı/siyasi direniş örgütlemek daha verimli bir strateji olabilir.
Eğer silahlı devrim dış güçlerin desteğiyle olursa, o güçlerin kendi stratejik çıkarları yüzünden ülkenin iyiye gitme ihtimali azalır. ABD’nin özgür, demokratik ve ekonomik olarak gelişmiş bir İran istemediği görüşü dile getiriliyor. Bunun nedeni, demokratik vatandaşların ABD yanlısı politikaları, özellikle İsrail ve petrol konularında, desteklemeyeceğinden korkulması. Başka Arap ülkeleri için de benzer bir durum olduğu söyleniyor. Demokratik bir İran istenseydi, hem İran hükümeti hem de düşmanları bunu engellerdi.
Kişisel olarak yaptırımların asıl amacının hükümet gelirlerini kesmek, böylece dış sorun çıkarma ya da iç iktidarı sürdürmeyi zorlaştırmak olduğu düşünülüyor. İç iktidarın zayıflaması, halkın devrim yapması değil; ordu dahil devlet içi kliklerin çıkar ilişkilerini sürdürmesinin zorlaşması anlamına geliyor. Sıradan vatandaşların hoşnutsuzluğunun artması yalnızca yan etki; eğer bu durum hükümet karşıtı havayı güçlendirirse iyi, ama ülkeyi daha da kenetlerse yaptırım uygulayan ülke açısından ters etki yaratır.
Aslında yaptırımların başlıca amacı devrim çıkarmak değil, doğrudan ekonomik zarar vermek. Buradaki örnekte olduğu gibi birinin yazılım geliştiricisi olarak çalışmasını zorlaştırmak, dolaylı ya da doğrudan İran hükümetine gidecek faydayı azaltıyor ve yaptırımlar da bu açıdan amaçlandığı gibi işliyor.
ABD’nin geçmiş müdahalelerinin bugünkü İran yönetiminin ortaya çıkmasında doğrudan payı olduğu için, bu stratejiye de şüpheyle bakılıyor.
Geçmişte Afganistan örneğinde olduğu gibi, orduyu yanına çekme stratejisinin de pek etkili olmadığına dair bir örnek veriliyor. (ABD ordusunun ülkeyi devraldığı anda savaşın fiilen kaybedilmesi ve geri çekilmesi örneği.)
“İran IP’leri, Rusya’ya drone sağlayıp sivilleri katletmenin sizin sorumluluğunuz olması nedeniyle engellendi” mesajı için, ABD’nin başkalarının aynı mantığı ona uygulayamayacak kadar güçlü olduğu ve bu açıdan şanslı olduğu söyleniyor. ABD de benzer şeyler yaparken bu tür bir muafiyetten yararlanıyor.
Yaptırımların kurbanı olmak gerçekten çok yıpratıcı. Acı gerçek şu ki yaptırımlar soylulardan çok sıradan insanları daha fazla zorluyor. Yine de bunun savaştan daha iyi olduğu düşünülüyor.
Yazının içeriğine göre kişi, Hacker News dahil pek çok web sitesini sık ziyaret ediyor ama hem devlet güvenlik duvarı hem de yaptırımlar nedeniyle neredeyse her zaman VPN kullanmak zorunda kalıyor. Böyle mesajlar aldıkça, insanların sadece “İslam Cumhuriyeti” adını görüp halkın hükümeti kontrol ettiğini sandığını düşünüyor. Kişilerin fiilen oy hakkı olsa bile bu, açık bir rıza verdikleri anlamına gelmiyor; hatta demokrasilerde bile bu rızayı geri çekmek pratikte mümkün değil. Oy vermeyi reddetmek bile demokratik sistemlerde bir “itaatsizlik” biçimi olarak öneriliyor ama o da tam bir ret hakkı sağlamıyor.
Yaptırımların gerçek amacı, o ülkenin vatandaşlarını normal bir liderliği geri getirmeye zorlamak. Eğer durum daha da kötüye giderse, vatandaşların da bunun sonuçlarını taşımak zorunda olduğu ve hükümete dair değerlendirmenin halktan tamamen ayrı düşünülemeyeceği savunuluyor.
“Camdan evde oturanlar neden taş atıyor anlamıyorum” türünden, başkalarını kolayca suçlama tavrına yönelik bir eleştiri.
OP’ye içtenlikle katılıyorum. Buradaki herkes kendi hükümeti üzerinde neredeyse hiç etkisi olmadığını biliyor; ama “İran” kelimesini görünce insanların empatisini kaybetmesi gerçekten aptalca geliyor. Umarım işler gerçekten düzelir.