- Hafızada kalan bir çitle sınırlanan bir köpek örneği üzerinden, görünmez toplumsal bariyerler anlatılıyor
- Elektrikli çit artık çalışmıyor, ancak köpek hâlâ o çizgiyi geçmiyor
- Benzer şekilde hayatımızda da, iletişim kurmayı ya da ulaşmayı tereddüt ettiren psikolojik bariyerler bulunuyor
- Aslında bu bariyeri aşmanın anahtarı, sadece 20 saniyelik cesaret ve dürüst bir davranış
- Bu bariyerlerin çok önce ortadan kalktığını fark etmek ve önce kendin yaklaşmak, özgürlüğün ve ilişkileri iyileştirmenin başlangıç noktası
Yalnızca hafızada kalan elektrikli çit
Yürüyüş sırasında bir evin bahçesinde bir köpek havlayınca, ev sahibi şöyle diyor: "Merak etmeyin, köpek bahçeden asla çıkmaz. Elektrikli çit zaten yıllar önce çalışmayı bıraktı ama o zamandan beri köpek bir kez bile sınırı aşmadı."
İnsan bir an durup, çitin gerçekte artık var olmamasına rağmen, köpeğin hâlâ o sınıra bağlı kaldığını fark ediyor.
Bu deneyim, "Acaba hayatımızda da elektrikli çitler gibi anlamsız psikolojik sınırlar var mı?" sorusunu akla getiriyor.
Görünmez bariyerlerin işleyişi
Elektrikli çit, köpeği rahatsızlık vererek eğitiyor.
- Önce bir uyarı sesi geliyor, ardından şok veriliyor
- Sonunda köpek, çit gerçekte artık çalışmasa bile, olası acının hatırası yüzünden kendi kendine sınırın içinde kalıyor
Ama az sayıda köpek, 3 saniyelik rahatsızlığa katlanıp çiti aşıyor; bir kez bu bariyerin bir yanılsama olduğunu anladıklarında da bir daha asla o sınıra hapsolmuyorlar.
Aramızdaki çitler
Bu yazının vermek istediği temel mesaj, bazı psikolojik bariyerlerin yalnızca özgürlüğü kısıtlamakla kalmayıp, insanları birbirinden koparan bir işlev de gördüğü.
- "Önce ben yazarsam bıkkın görünebilir miyim?", "Karşı taraf önce yazmıyorsa ilgilenmiyor olabilir mi?", "Hep ilk adımı ben atarsam zayıf görünür müyüm?" gibi düşünceler tam da bu çitlerdir
- Aslında bu bariyerler çok önce anlamını yitirmiş olsa da, biz hâlâ onları aşamıyoruz
Gerçeği düşününce, biri hal hatır sormak için ulaştığında bundan rahatsız olup olmadığımızı ya da birinin bize yazmasına hayal kırıklığıyla tepki verip vermediğimizi dönüp düşünmek gerekiyor.
İlişkiler puanlama oyunu değil; cesaret ve içtenlikle başlar.
20 saniyelik cesaret
Bu bariyerleri aşmak için yalnızca 20 saniyelik cesaretin yeterli olduğu mesajı veriliyor.
- "Aklıma geldin, yazayım dedim. Nasılsın?" gibi bir mesajı göndermek 20 saniye sürüyor
- Bir telefon açmak için de 20 saniye yeterli
- Yani bizi psikolojik çitin ötesine taşıyan şey, 20 saniye boyunca dürüstçe harekete geçmek
Bu çit gerçekte var olan bir şey değil; çocukken yaşanan reddedilme, toplumsal kurallar ya da daha fazla önem verdikçe daha az önemli biri gibi görüneceğin korkusunun yarattığı bir hafıza ürünü.
Kimsenin söylemediği gerçek
İlk adımı atan kişi zayıf olan değil, gerçekten özgürleşmiş ve çitlerin yıkıldığı dünyayı önce deneyimlemiş olan kişidir.
Hayatımızdaki asıl dönüm noktası, iş verimliliği ya da kişisel gelişim değil; aslında
- gönderilmeyen mesajlar
- açılmayan telefonlar
- karşımızdakine doğrudan söyleyemediğimiz "Seni özledim" cümlesi
bunların arkasında yatıyor.
Bizimle değer verdiğimiz insanlar arasına konmuş elektrikli çitler zaten çok uzun zaman önce çalışmaz hâle geldi.
- Ama biz hâlâ kendimizi o sınırların içinde tutuyoruz
Yeni bir başlangıç için vesile
Yazının sonunda kullanıcıya, "Bu yazıyı okurken aklınıza biri gelmedi mi?" diye sorularak bir empati duygusu oluşturuluyor.
Soonly adlı hizmetin de tam olarak bu tür bir 'aklına gelen kişiye doğal şekilde ulaşma alışkanlığı' için bir araç olduğu anlatılıyor.
- Her sabah bir kişinin adını söyleyerek, değerli ilişkiler için küçük ama önemli bir adım atmaya yardımcı oluyor
- Bu küçük çabanın ilişkilerin özünü değiştiren bir sihir olduğu vurgulanıyor
Yazı, "Çit aslında çok uzun zaman önce ortadan kalktı" mesajıyla sona eriyor.
Henüz yorum yok.