- İnsanın kimliği mesleğinden değil, anlatılar ve ilişkiler içinden şekillenir; “ben yaptığım işim” inancı bir yanılsamadır
- Teknolojik ilerleme insanın uzmanlığını ve emeğini otomatikleştiriyor, ancak bu benliğin kaybı değil, kimliği yeniden tanımlamak için bir fırsattır
- İnsanın değeri, empati, mizah, içten dinleme gibi ikame edilemeyen yeteneklerde ortaya çıkar; bunlar makinelerin taklit edemeyeceği alanlardır
- Ölümle yüzleşen insanların pişmanlıkları başarı değil, ilişki eksikliği olmuştur; insan nihayetinde anlamı bağ kurmakta bulur
- Yapay zeka çağında da insanın gerçek değeri varoluşunda ve ilişkilerinin derinliğinde yatar; unvanlar kaybolsa da insan kendini koruyabilmelidir
Meslek ile kimliğin ayrılması
- “Ben bir yazılım mühendisiyim” demek, artık benliği tanımlamak için yeterli değil
- Dijital makinelerin insanın hesaplama kapasitesinin yerini alması gibi, teknoloji de insan uzmanlığını hızla içine alıyor
- Esas mesele teknoloji değil, kim olduğuna dair hikayeyi kaybetme korkusu
- İnsan, kendini hikayeler yoluyla var eden bir türdür ve meslek bu hikayenin bir parçası olarak işler
- “Ben doktorum”, “Ben öğretmenim” gibi cümleler bir olgu değil, öz-anlatısal kurgudur
- Emek aracılığıyla kimlik inşa etmek doğal bir süreçtir, ancak “ben yaptığım işim” inancı bir yanılsamadır
İnsanı değerlendirmenin iki ekseni: sıcaklık ve yetkinlik
- Susan Fiske’in araştırmasına göre insanlar başkalarını değerlendirirken önce sıcaklık (warmth), sonra yetkinlik (competence) ölçer
- Önce karşı tarafın zarar verip vermeyeceğini ya da yardımcı olup olmayacağını değerlendirip ardından becerisine bakmaları önemlidir
- İnsan ilişkilerinin özü, teknik beceriden çok niyet ve empatiye dayanır
Teknolojik ikame ve kapitalizmin yapısı
- Teknolojinin gelişmesiyle insanın teknik emeğinin otomatikleşmesi doğal bir akıştır
- Telefon santral operatörü, banka gişe görevlisi, asansör görevlisi gibi ortadan kaybolan meslekler sistemin bir parçasıydı
- Kapitalizm, kaynakları verimli dağıtarak değer üreten bir makinedir ve insan emeğinin otomatikleşmesi bunun yan ürünüdür
- Ancak insanın maddi refahı ve bakım görmesi, teknolojiden çok toplumsal sözleşme ve siyasi tercih meselesidir
- İnsanlığın herkese bakabilecek araçları var, fakat bu tercihi yapmıyor
İkame edilemeyen insani yetenekler
- Empati, mizah, varlık hissi, içten dinleme gibi insani yetenekler otomatikleştirilemez
- Birinin karmaşasını onunla birlikte taşıyabilmek ve onun anlaşıldığını hissettirebilmek, makinenin yerini alamayacağı bir alandır
- Martin Buber’in “Ben-O (I-It)” ve “Ben-Sen (I-You)” ilişki kavramlarında olduğu gibi, insanın anlamı üretimden değil ilişkiden doğar
- Başkalarını bir işlev olarak değil, bütün bir varlık olarak görmek, hayatın anlamını kurar
Ölümün eşiğinde ortaya çıkan gerçek pişmanlıklar
- Bronnie Ware’in görüşme araştırmasına göre, ölümle yüzleşen insanların pişmanlıkları üretkenlik ya da para değil, ilişki eksikliğiydi
- Arkadaşlarla kopan bağlar, duyguları yeterince ifade edememek, işi hayatın merkezine koymak, kendine karşı dürüst olamamak başlıca pişmanlıklar olarak öne çıktı
- İnsanlar kaybettikleri insan ilişkileri için üzüldü; kaçırdıkları mesleki başarılar için değil
İnsanın değeri ve varoluşun özü
- Unvan, teknik beceri ya da üretkenlik insanın değerini belirlemez
- İnsanlar sizi işinizi iyi yaptığınız için değil, mizahınız, dinleyişiniz, hatırlayışınız ve varlığınız nedeniyle sever
- Varlık (presence), ne otomatikleştirilebilen ne de devredilebilen, insana özgü bir yetenektir
- Yapay zeka teknik becerilerin yerini alsa da, insanın gerçek değeri ilişkiler içinde görünür hale gelir
- Makineler yalnızca işlevlerinizin bir kısmını ikame eder; sizin yerinizi almaz
Kendi varlığını yeniden tanımlamak
- Kişinin kendine sorması gereken soru: “Unvanım ortadan kalksa da hâlâ ben ben miyim?”
- Cevap evetse, zaten doğru yerdesiniz
- Hayırsa, kimliğinizle emeğiniz arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamanız gerekir
- İnsan, mesleğiyle değil, bir insan olarak bağ kurma ve anlama kapasitesiyle var olur
- İşte bu, ikame edilemez değerdir ve gerçekten anlamlı olan piyasadır
Son söz
- New York’ta okurlarla yüz yüze buluşup konuşma önerisi yaparken, özellikle bilgisayar mühendisliği öğrencileri için bu konunun önemli olduğunu vurguluyor
- Teknoloji ile insanlığın kesişiminde, “Yaptığınız iş, siz değilsiniz” mesajını merkeze alıyor
1 yorum
Hacker News görüşleri
Kendimizi, hayatta kalma aracımız olan işten daha fazlası olarak görebilmek fiilen bir lüks
Kendini geçindiremezsen diğer her şey anlamsızlaşıyor
İnsanların kaygısını azaltmanın yolu, “insani değer” gibi laflar değil, gerçekçi ve uygulanabilir geçim yolları göstermek
Acı ama gerçek şu ki, bizim kendimiz için önemli saydığımız şeylerin başkaları için pek değeri yok
Ruhumun değerli olduğunu düşünüyorum ama bunun için para ödeyen kimse yok
Milyarlarca ruhun olduğu bir dünyada her insan yerine konabilir ve tüketilebilir bir varlık
Gelişmiş ülkelerdeki insanlar uzun süre bu gerçekten korundu ama şimdi bu sarsıntı kapıya dayanmış durumda
Ben de korkuyorum ama bunu inkâr etmemeye çalışıyorum
Bir çocuğun kolayca yapılabiliyor olması, ailesi için değersiz olduğu anlamına gelmez
İşveren açısından doğru olabilir ama insan ilişkilerinde öyle değil
Ama ilişkiler parayla satın alınamayacak bir değerdir ve karşılıklı bakım ilişkileri ekonomik değerin ötesindedir
Kayınpederim 63 yaşında işten çıkarıldığında, maddi sorunlardan çok kimlik kaybı daha büyük bir darbeydi
Hayatı boyunca tek bir şirkette çalışmış, kendini “Ben CEO'yum” diye tanıtan biriydi
Bunu görünce “Neyse ki kendimi sadece işimle tanımlamıyorum” diye düşünmüştüm ama yapay zeka çağı gelince benim de iyi bir geliştirici kimliğine dayandığımı fark ettim
Yine de değişim yavaş yavaş geldiği için zihnen hazırlanacak zaman var
Ben ise daha çok çok çalışıp sonra tembelliğin ödülünü çıkarmak isteyen tiplerdenim
Bazı insanlar sanki stres haline bağımlıymış gibi görünüyor; bunun nedeni gerçekten nörotransmitter değişimleri de olabilir
“You are not your job” başlıklı bir yazının “I am Jacob, who runs Sancho Studio” diye başlaması ironik
“Sen işin değilsin” sözü doğru ama işini kaybetmek yine de çok büyük bir mesele
Amerika'da bununla birlikte gelirini, sağlık sigortanı, toplumsal statünü ve gündelik insan ilişkilerini de kaybediyorsun
“Teknik becerin yerini başka bir şey alırsa sorun değil, başka bir şey yaparsın” demek ancak maddi rahatlığı olan insanların söyleyebileceği bir şey
Eskiden San Francisco'daki evsizlerin “Bir zamanlar matbaacıydım” demesi aklıma geliyor
“Ne iş yapıyorsun?” takıntısı Amerika merkezli bir kültür
Başka ülkelerde ilk tanıştığın insana mesleğini sormazsın
Ben bazen onlarca yıldır tanıdığım arkadaşlarımın ne iş yaptığını bilmem
Önemli olan kişinin kendisi; meslek ikincil bir şeydir
İşimi seviyorum ama yine de “Sen işin değilsin” diyebilirim
Bunun istisnasını sadece Avrupa'da gördüm
Gününün yarısını geçirdiği şeyi anlamaya çalışmak insani bir ilgidir
Ebeveyn olunca kendini tamamen feda etmen gerektiği miti yaygın ve eskisi gibi hobiler ya da topluluk temelli çocuk bakımı da kalmadı
İnsanlık tarihi boyunca insanlar kendilerini bir topluluğa katkı sunan roller üzerinden tanımladı
Bugün de farklı değil. İnsanlar önce hangi rolü üstlendiğine bakıyor, ancak sonra birey olarak ilgileniyor
Kimliğini tek bir role bağlama; ilişkiler içinde yeni roller yaratman gerekir
Ben tükenmişlik yaşadıktan sonra insanlara meslekleri yerine hobilerini ya da ilgi alanlarını sormaya başladım
Bugünkü gibi önce mesleğe göre tanımlamak Sanayi Devrimi sonrası bir olgu
Böylece sohbeti felsefe, tiyatro, kitaplar gibi konulara doğal biçimde taşıyabiliyorsun
Ekonomik yapı böyleyken daha fazlasını beklemek bir yanılsama
“Teknik becerilerimin yerini bir şey alırsa sorun değil, bisiklet turuna çıkarım” demek kulağa hoş geliyor ama çoğu insanın faturalarını ödemesi gerekiyor
Yazılım sektörünün bugüne kadar ekonomik olarak ayrıcalıklı bir sınıf olması sayesinde söylenebilecek bir şey bu
Bu yüzden böyle yazılar gerçeklikten kopuk geliyor
Yapay zeka işleri hızla ikame edecek ama devletler tepki verene kadar oluşacak 10 yıllık boşluk dönemi endişe verici
Sonuçta işten atılmanın şoku her yerde aynı olacak
Uyanık geçirilen zamanın yarısı işe gittiği için, “Sen işin değilsin” sözü idealist bir temenni gibi geliyor
İşi bıraktığında ne kadar aynı kişi kaldığını test et, cevabı orada bulursun
Sadece ilan etmek yetmez
İş dışında da yelken, müzik, marangozluk, kediler, satranç gibi çeşitli kimliklerim var
Yine de aç kalmamak için çalışmak zorundayım
Toplum hobiler ya da boş zaman etkinlikleriyle işlemez
Eğitim ve mesleki hazırlığı da katınca hayatın çoğu iş merkezli dönüyor
Buna rağmen “Sen işin değilsin” demek gerçekliği inkâr etmek gibi geliyor
Üstelik işyerindeki güven ve dostluğun sınırlı olduğu yapı insan özgürlüğünü ihlal ediyor
Hayatımızın büyük bölümünü gözetim ve rekabetin içkin olduğu ortamlarda geçiriyoruz
“Empati, sıcaklık, varlık hissi” gibi insani yetenekler otomatikleştirilemeyecek temel değerler
Asıl insan özü budur; geri kalan her şey bunun yanında ikincildir
Kültürel bağlam önemli
Amerika'da başarı = ahlaki değer, başarısızlık = tembellik gibi görülür
Buna karşılık Zimbabwe'de yaş ve saygı toplumsal düzenin merkezindedir
Türkiye'de aile mülkiyet yapıları nedeniyle anne babaya itaat beklenir
Birleşik Krallık'ta ekonomik bağımsızlık özerklik anlamına gelir
Sonuçta ‘meslek üzerinden tanımlanan kimlik’ sadece toplumsal bir sınıflandırma aracı
Önemli olan, bu çerçeveye kendin inanmamak ve başkalarına da uygulamamaktır